Müzik dinlemeyi
oldukça çok severim. Yine bilgisayarımı açtığımda birden aklıma Pentagram’ın
Şeytan Bunun Neresinde şarkısını açmak geldi aklıma. Şarkıyı dinlemek
isteyenlere tavsiyem 4 şubat 2007 konser versiyonunu dinlemeleridir. Zaten
Pentagram kesinlikle konser performanslarıyla ünlüdür. Albüm kayıtlarından daha
iyidir hatta konser kayıtları. Çoğu metal grupları bunu becerememektedirler.
Albüm kayıtları mükemmel olup konserde sıçıp batıran çok grup vardır.
Şarkının girişinde
“telli sazdır bunun adı ne ayet dinler ne kadı” demektedir. Osmanlı’da
Celaliler dönemi isyanlarında Dertli isimli bir aşığın sözledir bunlar. Osmanlı
döneminde halktan oldukça kopuk olan Osmanlı Sarayı bidatlerle kafayı bozmuş kadılar
eliyle halka sürekli karışmaktadır. Haramdır diye Dertli’nin elinde ki sazı da almışlardır
ve bunun üzerine aşığımız bu şiiri yazmıştır.
Yörüklerle de
başı derttedir Osmanlı Sarayı’nın. Zira dağ hayatına alışkın olan yörükler, Osmanlı’nın zorba kanunlarını dinlemez başına buyruk dağlarda yaşamaktadırlar. Saray
sürekli olarak yörükleri dağdan indirmeye çalışmıştır. Bununla birlikte önce
teşvik oluşturmuşsa da daha sonraları zora başvurmuştur. Dağa çıkan devlet
görevlileri yörüklere soru sorar düz de mi yaşayacaksınız burada mı diye. Yörük
de iki seçenekten birini söyler doğal olarak. Gelen cevap ne olursa olsun hemen
oracıkta çadırları kesilir artık orada ya da burada yaşayacaksınız diye emir
verilir. Emir kesindir göçemezsiniz.
Saray’ın daha
çok duyulmadık hikayesi günümüz tabiriyle “skandalı” vardır. Takiyyüddin Efendi
tarafından İstanbul Tophane Semtine bir rasathane kurulmuştur. Ancak din
adamları ve çekemeyen devlet adamları “meleklerin etekleri altına bakılıyor”
dedikodusuyla rasathaneyi yıktırmaya sebebiyet vermiştir. Başka bir yazımda
bahsetmiştim o yazıyı da okumak isteyenler “Mehtabın Altında: Gökyüzü,
Yıldızlar ve İnsanlık Hikayeleri” yazımı da okuyabilir.
Osmanlı’nın
skandalları bununla da bitmemektedir. Sultan İbrahim dönemindeyiz şimdi de
kendisinin deli lakabı herkesçe malumdur. Samur kürkler ve şişman kadınlardan
oldukça hoşlanmaktadır kendisi. Bununla beraber Anadolu'da büyük bir kumandan
olan İbşir Mustafa Paşa’nın hanımının methini duymuştur Sultan İbrahim. Hemen
ferman çıkarılır. “tez İbşir’in avradı bana gönderile” denilmektedir. Bununla
görevlendirilecek pezevenk lazımdır tabi. Koskoca padişaha kadını alıp gelecek
sonuçta. Bunun için Sivas valisi Varvar Ali Paşa seçilir.
Bu kişi
rastgele seçilmez tabi. Sultan İbrahim daha evvelden kendisine bir ferman
göndermiştir. Ekstra Sivas’tan vergi istemektedir. Gelen saray memuruna Paşa “eşkıyalık
yapıp milletin elinden mi alayım Sivas’ın tek parası yoktur” demiştir. Tabi
padişah bunu yutmuş gibi görünmektedir. Demin anlattığım pezevenk arayışında bu
hadise muhakkak padişahın gözünün önüne geldiğine eminim. Bir nevi intikam
almak istemektedir. Varvar Ali Paşa adeta küplere binmiştir. Yine gelen saray
memuruna “bre ben pezevenk miyim de Müslüman bir adamın haremini zorla alıp
başka bir adama götüreyim” der. Böylelikle kendisi isyan eder. Tabi saraya
dalkavukluk etmek isteyen çoktur. Haliyle deyyus yani pezevenk bulunur elbette.
İlginçtir
Varvar Ali Paşa’nın isyanına İbşir Mustafa Paşa görevlendirilir. İbşir Paşa,
Varvar Ali Paşa’nın kellesini alır. Tabi bu başarısından(!) ötürü sadrazam olur
sadaret mührünü taşır artık. Bu hadise deyyus-u ekber olarak tarihe
geçmektedir. İlginçtir yine bir isyan neticesinde kendisi idam edilmiştir.
Velhasıl-ı
kelam cahillik, taassup, iktidar hırsı Osmanlı’nın başına sürekli bela
olmuştur. İlk gelişme tohumları Tanzimat Fermanı ile olsa da maalesef
Cumhuriyet’e kadar ele geçen bir şey olmamış devlet adeta yürüme bandında yürür
gibi olduğu yerde saymıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder