✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram
işsizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işsizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2025 Perşembe

Başlangıç ve Bitiş Aynı Telefon Ucunda

 


            Bir telefon ile gelen iş yine bir telefon ile yine sona erdi. Ne kadar çabuk oldu değil mi? İşe giriş sürecimi anlatmıştım daha bir hafta oldu ve iş bakın gene işsizim. Mesaim evde devam ediyordu bitmesine bir saatten fazla vardı. Bitsin diye beklerken bitti gerçekten de bir telefon geldi “Emirhan Bey ben kalite sorumlusu bla bla işte performansınız düşük falan” bilindik şeyler işte. Eşyalarımı yarın teslim edeceğim.

            Bir haftada nasıl performansıma karar verdiler anlamış değilim. Tabi tecrübeli insanlar çok fazla görmüş geçirmişlerdir elbette. Ancak bir haftada kalemimin kırılması üzücü. Çok hayal kurmuştum. Odamın birkaç eşyasını yenileyecektim. Emektar, artık bataryası kafam kadar şişkin olan telefonumu değiştirecektim, faturalarımı ödeyebilecektim. Tüm hayallerim yine sona erdi.

            Neyi beceremiyorum diye soruyorum kendime sürekli. Gerçi bir önceki yazımda birazz bahsetmiştim. Ancak çabaladığımı da hissediyorum. Asla tembellik etmiyorum, acaba doğru işi mi bulamadım? Benim yapabileceğim iş nedir acaba? Bir sürü soru var aklımda.

            Yavaş yavaş alışıyordum bir haftada biraz düzen oturtturmuştum aslında. Erken kalkıyordum, ilaçlarımı aksatmıyordum, günün yorgunluğuyla erken yatıyordum. Çay bile uykumu kaçırmıyordu.

            Yine bunalıma gireceğim diye korkuyorum aslında. Bu da bir çözüm değil. Keşke elimde bir sihirli değnek olsa hayatımı komple değiştirebilsem. Tabi bu peri masallarında olur ancak. Külkedisi bal kabağını getirir, peri anne dokunur kocaman bir araba olur. Benim kendime ait kabağım dahi yok.

            Yazıyı buraya koymakla koymamak arasında gidip geliyorum aslında. Ancak yine de koydum. Burası herkese açık bir günlüğüm. İstemiyor muydun Emirhan, herkes hissettiklerini bilse keşke diye. Kim okuyor bilmiyorum sadece yazıyorum.

4 Temmuz 2025 Cuma

Kariyer Değil, Bir Kahve Borcum Var

 


Bir dönemdir işsizim. Biraz uzunca bir süre geçti. Bu süreç içinde günlük rutinim elime telefon almak iş aramak o siteden bu siteye geçmek ardından haber verdiğim insanları aramak, kimisi açıyor kimisi açmaya tenezzül bile etmiyor. Eskiden bir insanı sık sık arayamazdım bir işim düştüğünde. Çok utanırdım bu durumdan. Rahatsızlık veriyormuşum gibi hissederdim. Şimdilerde baya ar damarım yırtıldı. Günde iki üç defa arıyorum. “abi geçenlerde demiştin ya falanca yerde bir iş var beraber gideriz diye adam hatta kardeşim gibidir seni geri çevirmez demiştin hani” bu lafın ardından gelen cevap “birader şimdi piyasayı biliyorsun küçülmeye gitmişler de falan da filan da” bir süredir bu iki cümle içinde yaşıyorum. Aylardır uğraştıran da var böyle bir kaç gün umut veren de var. Gene kendi göbeğimi kendim keseyim diyorum. Sitelere dalıyorum orası daha bok.

Sitelerde belli kalıplar var. “sektörde lider kurumsal firmamız bünyesinde gelişmeye açık esnek çalışma saatleri olan....” bu ne demek sizi saat gece iki de olsa arayacağız. Dandik bir mail atılması gerekli uykundan daha da önemli bu mail. Bir de “çay kahve dağıtımı, müşteri karşılama, temizlik, yemek, excell tutma...” daha sayıyorlar da ben yazarken sinirlendim. Bunların hepsine bir eleman tutulması gerekirken yedi- sekiz işi bir kişiyle yapmaya çalışan firmalar da var. Bir de hiç bir şey vadetmeyip sizi çok güzel mükemmel bir kariyere hazırlıyorlarmış görünen firmalar da var. “YÖNETİCİ OLMAK İSTER MİSİNİZ” başlık aynen bu ilana giriyorsun. “çağrı merkezimizde satış yapıp sizi eğiteceğiz bla bla” size asgari ücret bile vermeden çalıştırıp sözde eğitiyorlar siktiri boktan bir kişisel gelişim kursuna müşteri toplamanız için alıyorlar ve sikik bir kurs müdürlüğüne yönetici diyorlar.

İnsan kaynaklarıyla konuşmak da bir acayip. Sizi baştan aşağı süzüyor. İşte anlatıyor hızlı olmak lazım, atik olmak lazım şöyle olmak lazım, şöyle olmak lazım. Bir gün kaç kardeş olduğumu merak eden bir insan kaynaklarına bile rastladım. Bu soruları neden soruyorlar sayısız görüşmeye girdim hala bilmiyorum. Ne çıkarım yapıyor bu sorularla gerçekten çok ilginç.

Tek derdim lanet bir iş bulup lanet borçlarımı ödemek. Kimseye yüzümü eğmeden kendi kazandığım parayla sadece sigara alabilmek. Sadece sigara parama çalışmak istiyorum artık. Gerçekten her şeyden geçtim. Ev almak araba almak düzgün şekilde evlenebilmek bunları geçtim. Sadece arkadaşlarıma kahve ısmarlamak istiyorum.

3 Haziran 2025 Salı

Dört Aydır İşsizim: Hayat Bana Ne Öğretti?


Bir buçuk yıl boyunca hayatımda hiç deneyimlemediğim bir işi yaptım: çağrı merkezi.

Hayatım boyunca çekiç sallamış, yük taşımış, kablo döşemiş biri olarak bir anda kendimi ekran başında, kulaklık takıp klavyeyle iletişim kurarken buldum. Başlangıçta farklı ve rahat gelmişti. Hatta eğlenceli bile diyebilirdim.

Ta ki ofisin görünmeyen duvarlarına çarpana kadar…

Her sabah "Günaydın canım, bugün ne kadar güzelsin!" diye başlayan cümlelerin ardından, mutfağa geçince "O üstündekini gördün mü? Tam bir demode!" tarzı fısıldaşmalar...
Yöneticilerin arka planda, "Tazminatları fazla olmuş, mobbing yapalım da kendileri çıksın," diye konuşmaları...
Mutfakta yenen yemeklerin yanında servis edilen dedikodular, terasta içilen sigaralara karışan ikiyüzlülükler...

Bir süre sonra sadece bedenim değil, zihnim de yorgun düşmeye başladı. Ve sonunda, hedef haline gelip sistematik mobbinge uğradım. Tüm o psikolojik baskılara daha fazla dayanamayarak işten ayrıldım.

"Hayat bitti" dedim kendi kendime. Yorulmadan çalışabileceğim başka bir iş bulamam sanmıştım. Ama daha bir hafta bile geçmeden telefonum çaldı ve benzer bir iş için çağrıldım. Koşar adım gittim ve başladım.
Ama bu sefer fazla sürmedi. "Performans eksikliği" denilerek işime son verildi.

Ve işte hikâyem asıl o noktada başladı.

Yakın arkadaşlarım, bu süreçte bana çok destek oldular. Hem maddi hem manevi olarak...
Hesaplarım ödendi, cebime harçlık bırakıldı. "Sonra verirsin"ler havada uçuştu.

Ama işin aslı, bu bile insana ağır geliyor.

O paralarla birlikte bazı kelimeler de cebime sıkıştı sanki. Eskiden ağzıma geleni rahatça söyleyebilirken, artık sözlerimi daha dikkatli seçer oldum. Çünkü istemesem de şu cümle kulağımda çınlıyordu:
"Paranı ben veriyorum, neden böyle konuşuyorsun?"

Ailem, her ne kadar "Boşver, kafana takma" dese de, bir sabah kahvaltıya geç kalktığımda “Gece yatmaz, sabah kalkmaz olmuşsun,” laflarını duymaya başladım. Dışarı çıksam, “Paran yok, nereye gidiyorsun?” soruları ardı ardına geliyordu.

Aynı apartmanda yaşadığımız akrabalarım da durmadı:
“Bir arkadaşın çalıştığı fabrika var, temizlikçi arıyorlar. Sigorta yok ama olsun, iş iştir.”
Bu sözlerde iyi niyet olabilir. Ama insanın ruhu daralıyor, giderek yalnızlaşıyor.

Kuzenimle samimiydik. Ama işte bir gün dışarı çıkacağımı duyunca şöyle dedi:
“Tabii abi, ben o kadar maaş alıyorum Kadıköy'e gitmiyorum, sen geziyorsun.”
Küçük bir cümle. Ama yüreğe saplanan koca bir bıçak gibi…

Bu dört ay bana çok şey öğretti.

Aslında çalışırken tembelmişim. Zira işten çıkar koştur koştur eve gelir sadece telefona bakardım. Şu an en azından ne zamandır boşladığım kitaplarıma zaman ayırabiliyorum. Zira tüm gün aynı şeyi yapmak gerçekten yoruyor. Bir zamanlar odamda geçirdiğim vakitler bana huzur verirken, şimdi aynı duvarlar üzerime üzerime geliyor. Eskiden keyif aldığım şeyler anlamını yitirdi. Hatta zevklerimi bile değiştirdim. Yeni şeyler arıyor, başka meşgalelerle oyalanmaya çalışıyorum.

İşsizlik yalnızca cebindeki parayı değil, içindeki hevesi, motivasyonu ve çoğu zaman kendine olan saygıyı da alıp götürebiliyor. Eğer sağlam bir psikolojin yoksa, bu sessizlik insanı içeriden içeriye kemiriyor.

Ama hâlâ yazabiliyorum.
Hâlâ anlatacak şeylerim var.
Ve hâlâ bir umut kırıntısı taşıyorum içimde.

İşsizliğin bana öğrettiği en büyük şey şu oldu:
Kendini tanımalısın bu süreç insanı kırılgan yapabiliyor. 
Bir işi kaybedebilirsin, ama kendini kaybetmemen lazım.

Çünkü sen kendini ayakta tuttuğun sürece, bir gün yeniden başlayabilirsin.

Bir Şemsiye Nasıl Mübarek Olur?

 Yeşilçam filmlerini izlemeye bayılırım. Sık sık seyrederim. Tekrar tekrar izlediğim film sayısı sınırsızdır belki de. Kibar Feyzo, Davaro, ...