✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram
iş hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2025 Cuma

Yeni İşin Telaşı ve Umudu

 


            İşimde yeni olduğumdan mıdır bilmem eve girdiğimde canım sıkılıyor. Altı aydır işsizdim haliyle bunalmıştım. Bu iş gerçekten meşgale oluyor. Tır indir, boşalt, yükle, konteyner eşleştir, aman doğru malı yüklet, bayağı iyi oluyor. Bazen müdürüm “sen işe erken başlıyorsun, erken çık bugün” diyor. Tabi erken çıkmak çok iyi oluyor. Ama içimden bir ses “işimi çok sevdim biraz daha durayım” diyor. Ancak tabi bunu onlara aksettirmiyorum. Yarın bir gün saçma angaryaları da yükleyebilirler erken çıkmadığım için.

            Yükleme, boşaltma yaparken çok telaşlanıyorum. Etrafımdaki insanlara da bu yansıyor. “Çok heyecanlısın, sakin ol at ile deve değil bu iş” diyorlar. Hata yapmaktan çok korkuyorum. Yöneticilerimi can kulağıyla dinliyorum. Her dediklerini not alıyorum. Her sorunu onlara iletiyorum. Boşluğa düşüp ne diyeceğimi bilemediğim de oluyor. Geçmiş çağrı merkezi kötü deneyimlerimden o da.

            Her şey yerli yerinde mi diye sürekli kontrol ediyorum. Mal doğru yüklendi mi, malın devamı var mı, eksik bir şey kaldı mı? En çok zorlandığım mail trafiği. Hangisi beni ilgilendiriyor, hangisi ilgilendirmiyor onu pek anlamıyorum. Tekrar tekrar sormaktan da korkuyorum aslında. Yöneticilerim sor çekinme diyor. Bu korku bana nasıl yerleşti bilmiyorum. Neden korkuyorum? Aslında korkacak bir şey yok. İletişim yeteneklerimin iyi olmasını isterdim.

            Bu işe dört elle sarıldım. Benim istediğim düzeyde bir kazancı var, altımda arabam, kendime ait bir masam. Hep istediğim bir iş. Eğer bu işi de başaramazsam o hiç sevmediğim beğenmediğim fabrikada asgari ücretle çalışmak zorunda kalacağım. Sabahın kör karanlığında çıkacağım evden. Tek vasfı makine açabilmek olan bir posta başı altında küfür kıyamet çalışmak zorunda kalacağım. Sigara içmek için mola saatini bekleyeceğim. Tuvalete gitmek için izin isteyeceğim. Hasta olduğumda yalvar yakar izin alacağım. Herkes sana vasıfsız gözüyle bakacak. Geçmişin, yaşantıların, tecrübelerinin hiçbir önemi yok. Değerin asgari ücret…

            Fabrika işçilerini asla küçümsemiyorum. Benim eleştirim patronların gördükleriydi. Patronlar böyle görüyor bu işçileri. Sınıfsal tartışma tabi ki başka bir yazının konusu. Türkiye’de ki fabrika işçisinin durumu bu.

            Belki de bu kadar büyüttüğüm için stres ve heyecan yapıyorumdur belli mi olur. Her şey düzgün gidiyordur belki de. Müdürüm “sen iyisin” demedi mi? Sorun yok o zaman. Her zaman ki kuruntularım işte. Kötü bir şey yok. Stresimi kontrol altına almaya çalıştığımda göreceğim ki her şey hallolacak.

            Borçlarım çok ileri düzeyde, ilk maaşımı şimdiden elli yere böldüm henüz daha maaşımı almadığım halde. Ay sonunu iple çekiyorum. Hatta asıla asıla ellerim nasırlanmış durumda. Hiç bu kadar borç yükü altına girmemiştim. Üniversitedeyken parasız kalıyordum ama onlar hiçbir şeymiş. O zamanlar ne kadar büyük deyip geceleri uykularım kaçıyordu. Stresten sakallarım dökülürdü. Öyle değilmiş demek ki. Oldum olası borçlardan korkmuşumdur. Borçlar da biter bir gün. Her şey yoluna girer, tek derdim para olsa şu an keşke diyorum.

            Bu sefer farklı olacak. (çok kez söylemiş olsam da) her şey hallolacak, düzelecek. Her şeyi akışına bırak Emirhan. İhtiyacın olan tek şey zaman. Zamanla her şey oturacak. İnanıyorum.

13 Eylül 2025 Cumartesi

Yeni İş, Yeni Düzen

 



            Son bir haftadır yeniden bir işe girdiğimden mütevellit yazı yazmıyorum. Sebebi de eve gelip direkt yatağa geçip uyuyakalıyorum. Sonra uyanıp dişlerimi fırçalayıp duşa girip yeniden uyuyorum. Bu kadar yorulacak ne yapıyorum? Aslında hiçbir şey, sadece o kadar süredir işsiz kalmanın getirdiği ataleti atıyorum üzerimden. Erken kalktığım erken yattığım için şimdiye kadar ki uyku düzenimi değiştirmeye çalışıyorum.

            Yeni işim daha önce hiç yapmadığım bir iş. Ne çağrı merkezi ne mavi yaka bir iş. Yine bir gün telefonum çaldı. Arayan uzun zamandır görüşemediğim bir dostumdu. “Birader blogunun sıkı takipçisiyim, sana bir iş buldum seni şu çağrı merkezi döngüsünden kurtaralım artık” dedi. Bu sefer diğerleri gibi benden haber bekle gibi yaklaşmadı öğleden sonra falanca yere git dedi. Gittim konuştum iki saat içinde işe kabul edildim. Mutluluktan havalara uçuyordum. Kendisine nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.

            Yaptığım iş tır sevkiyatı ayrıca ofis işleri. Gelen malların diğer tıra doğru aktarılmasını sağlıyorum. Bundan arta kalan zamanlarda da şirketin arabalarıyla ilgileniyorum. Ayrıca bankaya notere kargoya gidiyorum. Yani joker eleman sayılırım. Kırk yıl düşünsem ehliyetimin bir işe yarayacağını düşünmezdim. Kaldı ki çok iyi de araba kullandığım söylenemez. Ablama ait olan emektar bir Megane kullanıyordum ve sadece ona alışıktım. Geçenlerde bir komşumuz arabamı kullanır mısın falanca yere gidilecek dediğinde arabayı kullanamamıştım. Yine öyle bir şey olacak sandım ama çok şükür olmadı. Telaşımı bastırabiliyorum. Şimdiye kadar farklı iki araba kullandım daha da kullanacağa benziyorum.

            Her arabaya bindiğimde başıma bir hal gelmesin diye dua ede ede sakin sakin kullanıyorum. Ah! Bir de yol bilgim olsa mükemmel olacak. Her yere navigasyonla gitmek o kadar zulüm ki. Telefonu koyacak yer bulmak da zor. Benim arabamda sorun yok da farklı arabalarda zorlanıyorum.

            Bana tahsis edilen araba oldukça konforlu bir hafif ticari araç. O kadar keyifli ki kullanması dediğim gibi şimdiye kadar kullandığım Megane garibim kaldı. Ama o araç ilk göz ağrım tabi, onun yeri ayrı.

            Müdürüm çok yardımcı olmaya çalışan biri anlamadığım yığınla şeyi tekrar tekrar soruyorum. Hiç gocunmadan cevap veriyor. Ancak maalesef birkaç hafta sonra gidiyor kendisi yeni bir müdürümüz olacak. Pazartesi yeni müdürümüz gelecek, kendisini oldukça merak ediyorum. Nasıl birisi ketum mu, neşeli mi, agresif mi, sakin mi, hiç bilmiyoruz. Sadece rahat çalışacak biri olsa yeterli benim için.

            İşi anlamaya çalışıyorum hala belli nüansları anlamış değilim, müdürüm acele etme anlarsın diyor. Anlamak zorundayım kendisi gittiğinde dımdızlak kalmamak için hızlıca anlamam lazım. Hangi palet nereye, hangi liman, hangi konteyner yığınla bilgi var. Ek olacak sürekli tırcı abilerle konuşuyorum. Burada otostop zamanları onlarla yaptığım muhabbet oldukça işime yarıyor. Geldiklerinde bir sigara uzatıyorum “yolculuk nasıldı abi sakin ol acele etme” deyip oturtuyorum. Böylelikle rahatça yükleme boşaltma yapabiliyoruz.

            Tabi depo sorumlusu da oldukça yardım ediyor. Maalesef o da ay sonu işi bırakacak. Zaten benim işime yarayacak herkes işi bırakıyor. Bir an önce işi kavramam lazım. Ama bu sefer sakinim mutluyum işimi seviyorum. Kendimi geliştirmeye hevesliyim.

4 Eylül 2025 Perşembe

Başlangıç ve Bitiş Aynı Telefon Ucunda

 


            Bir telefon ile gelen iş yine bir telefon ile yine sona erdi. Ne kadar çabuk oldu değil mi? İşe giriş sürecimi anlatmıştım daha bir hafta oldu ve iş bakın gene işsizim. Mesaim evde devam ediyordu bitmesine bir saatten fazla vardı. Bitsin diye beklerken bitti gerçekten de bir telefon geldi “Emirhan Bey ben kalite sorumlusu bla bla işte performansınız düşük falan” bilindik şeyler işte. Eşyalarımı yarın teslim edeceğim.

            Bir haftada nasıl performansıma karar verdiler anlamış değilim. Tabi tecrübeli insanlar çok fazla görmüş geçirmişlerdir elbette. Ancak bir haftada kalemimin kırılması üzücü. Çok hayal kurmuştum. Odamın birkaç eşyasını yenileyecektim. Emektar, artık bataryası kafam kadar şişkin olan telefonumu değiştirecektim, faturalarımı ödeyebilecektim. Tüm hayallerim yine sona erdi.

            Neyi beceremiyorum diye soruyorum kendime sürekli. Gerçi bir önceki yazımda birazz bahsetmiştim. Ancak çabaladığımı da hissediyorum. Asla tembellik etmiyorum, acaba doğru işi mi bulamadım? Benim yapabileceğim iş nedir acaba? Bir sürü soru var aklımda.

            Yavaş yavaş alışıyordum bir haftada biraz düzen oturtturmuştum aslında. Erken kalkıyordum, ilaçlarımı aksatmıyordum, günün yorgunluğuyla erken yatıyordum. Çay bile uykumu kaçırmıyordu.

            Yine bunalıma gireceğim diye korkuyorum aslında. Bu da bir çözüm değil. Keşke elimde bir sihirli değnek olsa hayatımı komple değiştirebilsem. Tabi bu peri masallarında olur ancak. Külkedisi bal kabağını getirir, peri anne dokunur kocaman bir araba olur. Benim kendime ait kabağım dahi yok.

            Yazıyı buraya koymakla koymamak arasında gidip geliyorum aslında. Ancak yine de koydum. Burası herkese açık bir günlüğüm. İstemiyor muydun Emirhan, herkes hissettiklerini bilse keşke diye. Kim okuyor bilmiyorum sadece yazıyorum.

1 Eylül 2025 Pazartesi

Hırs, Korku ve Biraz Umut

 



            Yeni işimde pek huzurlu olduğum söylenemez. Mola verdiğimde acaba bir şey derler mi, yeterince arama yaptım mı, iyi mi konuşuyorum kötü mü konuşuyorum bilmediğim için sürekli diken üstündeyim. Evden çalışma evresine geçtim sürekli arama yapma ihtiyacı hissediyorum yeterince aramadığımı düşünüyorum sürekli öğle molasına çıktığımda acaba takım lideri aradı mı diye telefonuma bakıyorum. Acaba çok mu uzun tuttum diye sürekli saatime bakıyorum.

            Kesinlikle sürekli bir baskı yok bu benim eski tecrübelerimden kaynaklı bir şey. Eski çalıştığım yerlerde sürekli yukarıda saydığım şeylerden sorun yaşadığım için burada da diken üstündeyim. Acaba ne zaman çıkaracaklar diye korku içindeyim. Yeteri kadar performans gösteriyor muyum bilmiyorum.

            İlk çağrı merkezi deneyimimde gerçekten travmatik bir iş yeriydi. Mola süremiz oldukça kısıtlıydı. Arkadaşlarımızla manyak olmuştuk artık. Sistemimizde mola tuşlayıp koştur koştur sigaraya inerdik hızlı hızlı sigara içip yine koştur koştur bilgisayarın başına gelirdik. Bir dakika aşmışsak takım liderinin hışmına uğrardık. Hâlâ daha o kadar yıl geçmesine rağmen sigaramı küllüğe koyamam elimde tutar hızlı içerim.

            Sadece bunlarla da sınırlı değildi yoğun bir mobbing de vardı. en ufak hatamızda “toplantı tuşla Emirhan yanıma gel” dendiğinde elim ayağım boşalırdı kim bilir gene ne oldu derdim. Gene aynı şekilde burada ki iş yerimde takım liderimiz aynısını söylediğinde gene elim ayağım boşalıyor garibim takım liderinin hiçbir şeyden haberi yok. “Nasıl gidiyor onu öğrenmek istedim” deyince içimden gülüyorum.

            İşimi kaybetmekten oldukça korkuyorum. “Olmadı Emirhan, şu an işimize yaramıyorsun, yapamıyorsun” lafını duyacağım diye ödüm kopuyor. Bu işimi çok sevdim zira oldukça rahat bir iş pek bir stresi yok. Mesafe sadece tek sorun ama haftada bir gün gidiyorum. O kadar da olsun artık.

            Her gün aynada kendime “yapabilirsin” demek de pek bir işe yaradığı söylenemez. Umudum gün gün eriyor. Baştan beri gerginim, bu da uzun süredir işsizliğimden kaynaklı diye düşünüyorum. Nasıl ilerlerim bilmiyorum takım liderini can kulağıyla dinliyorum bazen bana ödev veriyor akşam bunu yap dediğinde vakit kaybetmeden yapıyorum. Çok istiyorum bu işi yapmayı çünkü. Çabaladığımı görsün istiyorum. Tabi o oldukça tecrübeli bir hanımefendi çok iyi biliyordur bunu.

            Hırslanmak istiyorum, gerçekten hırs bende çok olmayan bir şey ama hırslanmaya çalışıyorum. Diğer ekip arkadaşlarımın yaptıkları beni hırslandırıyor. Ancak bazen de moralimi bozuyor. Kötü algılanmasın kıskançlıktan değil onlar yaptı kapasitesi var ben yapamıyorum diye bir moral bozukluğu.

            Yardım alabileceğim pek kimse yok. Şunu yaparsan işe yarar diyecek birinden bahsediyorum. Takım liderimiz oldukça yardım ediyor. Dediğim gibi can kulağıyla dinliyorum ancak bu işler teoriyle olacak şeyler değil tabi.

            Keşke biri beynimi açsa bana özgüven, hazır cevaplık, canlı konuşma yükleyebilse. Tabi bunlar mümkün değil. Sadece çok isterdim diyorum. Yardıma çok ihtiyacım var onu biliyorum. Oldum olası bu satış işlerini beceremedim. Olacağını düşünüyorum aslında tahsilatçılık da yapamıyordum eğittiler oldum bir buçuk sene yaptım. Gene sabırla eğitebilseler vakitleri olsa diyorum. Çalışmak çok istiyorum, işimi seviyorum.

Konuşmayı Beceremeyen Birinin Yazıları

  Saatlerdir boş ekrana bakıp duruyorum. Bu sefer yine “Şöyle girme şu yazılara.” diyorum kendi kendime. Yazmaya değer hiçbir şey bulamadım ...