Çocukluk haricinde
futbolla ilgilendiğimi hatırlamıyorum. Çocukken sadece gazetede Fenerbahçe ligde
kaçıncı sırada ona bakardım. Bildiğim futbolcular da o dönemin futbolcularıdır.
En sevdiğim Rüştü Rençber’di, Alex de Souza, Hakan Şükür, Tuncay Şanlı
çocukluğumun oyuncularıydı. Hala bir futbol ortamı olduğunda bunları söylerim
karşıdaki kişiler de dalga geçer genelde.
Çocukken boş
derslerde futbol oynardık ama hayatta beceremezdim. Ayağıma top geldiğinde
heyecanlanır, muhakkak kaybederdim. Kaleye alırlardı kova gibi geleni alırdım. Belki
de bunun için ilgimi de çekmiyor olabilir. Halı sahalara adam eksikliğinden el
mahkum çağırırlardı. Hiç gitmek istemezdim ama kıramadığımdan gider defansta
bekler gelene saldırırdım sadece. Mahallede sayılı çocuk vardı onlar dünya klasmanı
oyunculardı. Ben TFF Bal ligi oyuncusuydum.
Üniversitede birkaç
defa halı sahaya katıldım onda da sigaraya başlamıştım koşamıyordum. Tıkanıp kalıyordum.
Dedim, benlik değil artık on beş senedir ayağımı topa değdirmiyorum. Jübile yaptım
yani.
Futbol hiç ilgimi
çekmeyen bir şeydi. Dediğim gibi pek de anladığım bir şey değildi. Kaldı ki
bizim evde ve ya çevremde de konuşulmazdı. Yani beni etkileyen çevremdi. Eğer çevremde
futbolla ilgilenen hatta fanatik insanlar olsaydı belki de ben de fanatik
olurdum. Ancak bana çok mantıksız geliyor futbol.
Maç seyretmeyi
de yıllar önce bıraktım. Yine üniversitede ev arkadaşlarım Digitürk almıştı. Ayıp
olmasın diye onlara eşlik eder bira ve patates eşliğinde maç seyrederdim. Onlara
da “şimdi ne oldu faul mü oldu, sarı kart ne zaman verilir, ofsayt nasıl oldu”
gibi sorular sorar maçı da piç ederdim.
Bu zamanlarda
yoğun şekilde mafyalaşma, para, kalitesizlik hakim futbola. İnsanlar parası
olmasa dahi takımına destek verebilmek adına formasını alıyor, biletini alıp
maçına gidiyor, belki bağışta bulunabiliyor. İşte ben bunu anlamıyorum, zira pek
bir yararı yok. Oyuncular milyon dolarlar alıyor ve oynayamıyorlar. Türk Futbolunun
hali ortada. Bir tane Avrupa kupamız veya dünya kupamız yok. Hatırladığım 2002 Dünya
Kupası üçüncülüğümüz ve 2008 Avrupa Kupası üçüncülüğümüz var. O iki sene efsane
bir seneydi ama.
Bir ortamda futbol
konuşulduğunda sessizleşirim eğer konuşmam istenirse de futbolun tarihini ve kültürel
etkilerini konuşurum. Futbol için kimseyle tartışmadım bu güne kadar. Yaklaşık bir
saat önce ablam, babamla bana kahve yaptı televizyonda İkinci Lig’den Erbaa Spor-
Buca Spor’ un maçına denk geldik. Durduk yere kilitlendik. Şaka bir yana keyifli
de maçtı karşılıklı mükemmel gollere şahit olduk. Bayağı da babamla sohbetini
ettik. Aslında çok iyi geldi. Ancak bunu sürekli her hafta yapanları gerçekten
anlamıyorum.
Türk Futbolu
keşke iyi yerlere gelse. Dünyada bizi temsil eden bir takımımız olsa. Voleybolda,
atıcılıkta, güreşte çok iyi sporcularımız var ve bizi çok iyi temsil ediyorlar.
Ama para etmiyor. Zira dünyada futbol konuşuluyor. Messi, Ronaldo konuşulurken
Mete Gazoz’ un okçulukta birinci olması dünya kalitesinde bir sporcu olması
konuşulmuyor. Bu da işin en acı tarafı.



