✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram

13 Ağustos 2025 Çarşamba

Komşuluk Masalları ve Gerçekler

 


            Eskiden komşuluk diye bir kavram vardı. Bu çok önemliydi çünkü dilimize bile pelesenk olmuş “konu komşu duyarsa ne yaparız?” diye bir laf bile vardır. Aslında bu söz komşuluğun çok güzel bir şey olduğundan bahsetmiyor. Her şeye burnunu sokan komşulardan bahsediyor olsa da “komşuda pişen bize de düşer” diye bir lafımız da vardır elbette. Ben bu yazıda romantik komşuluk şöyle güzeldi böyle güzeldi diye anlatmayacağım ancak.

            Sokağımızda eskiden kalma bir komşuluk anlayışı vardır. Herkes birbirini tanır nispeten samimidir de. Evlerimize girip çıkarız hatta. Balkonda birbirimizi görünce selam veririz, yolda görmüşsek çaya davet ederiz. Ancak şimdi anlatacaklarım bunların dışında.

            Sokağımıza bir iki kişi taşındı son zamanlarda ben genelde dikkat etmem buna kuzenim genelde dikkat eder. O, mahallede ki herkesin arabasını tanır kimin hangi eve girip çıktığına dikkat eder. Gözlem yeteneği olduğundan tabi. Bende de öyle bir yetenek olsun isterdim. Neyse konumuz o değil. Evimizin altında küçük bir boşluğumuz var apartmanımızda üç adet araba var boş gördükçe birimizden biri o boşluğa çeker arkasını boş bırakır ki araba rahat girip çıkabilsin diye. Bu bahsettiğim kişiler o boşlukta araba varken gelip arabanın arkasına araba bırakıyorlar ve bir numara dahi koymuyorlar. Biz de yana yana arıyoruz ki adam gelsin arabasını çeksin de arabayı çıkaralım. Ayrıca bu şahıslar ilginç şekilde biz onların kapısının önüne araba bırakırsak sileceklerimizi kaldırıyorlar. Bu insanı çıldırtan bir şey

            Derdim tabi ki benim kapımın önüne araba bırakmasın değil yol belediyenin yolu benim bir hakkım yok bunda elbette ama insan dikkat etmeli değil mi bunda ben çekince yaygara koparıyorsun ama sen çekiyorsun arabanı. Hani eşitlik?

            Bir başka manyak komşu da arka sokakta oturuyor. Benim odam onun bahçesine bakıyor haliyle görüyorum onu. Kocaman bir motoru var. Her iki üç günde bir gece gündüz demeden motoru çıkarıyor bahçede gür gür ses yapıyor. Saatlerce yapıyor bunu. Motoru çalıştırıyor sürekli durduğu yerde gaz veriyor. Motor o kadar büyük ve güçlü ki sesine katlanmak gerçekten çok zor. Rahatsız olanlara motora ayar yapığını sanki keyfinden yaptığını söylüyor. Birkaç defa var gücümle haykırıp susturmasını söyledim. Hemen ses kesiliyor ondan sonra ancak sonra ki günler devam ediyor. Polise şikayet etmeyi düşündüm ancak özel mülkünde istediğini yapabilirmiş. Birkaç polise sordum zira.

            Kuzenim komşumuzla evlendi. Onlar daha evlenmemiş, konuşurlarken başka bir komşumuz kızın annesine hemen yetiştirmişti. Kızcağızın annesi Allah’tan alttan aldı sorun da çıkmadı şükür. Zira kuzenim de öyle evlenilmeyecek biri değil. Şu an maşallah gayet mutlular. Allah bozmasın.

            Daha sokakta park yeri bulmanın zorluğunu ve kapısının önüne araba bırakmamız için yola duba atanları anlatmıyorum. Gerçekten çıldırmamak elde değil. Atalarımız “ev alma komşu al” lafını boşuna söylememiş diyor insan.

            Bu yazıda toz pembe aman komşuluk şöyle güzeldi komşu teyzelerimiz bize salçalı ekmek yapardı, balkonuna topumuz kaçtığında bize verir biraz da oyun oynardı demek çok isterdim ama bazen o teyzeler topumuza bıçak saplayıp keserdi de. Güllerini kırdık diye annemize babamıza şikayet ederlerdi. Eriklerine daldık diye küfür ederlerdi. Bu milletin bu toz pembe hayallerini hala anlamış değilim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Notalara Saklanmış Hikâyeler

 İyi şarkı dinlemeye bayılırım. Şarkı dinlemek benim için yemek yemek, su içmek gibidir. Şarkı dinlerken sözleri anlamaya çalışır, notaları ...