Eskiden komşuluk diye bir kavram
vardı. Bu çok önemliydi çünkü dilimize bile pelesenk olmuş “konu komşu duyarsa
ne yaparız?” diye bir laf bile vardır. Aslında bu söz komşuluğun çok güzel bir
şey olduğundan bahsetmiyor. Her şeye burnunu sokan komşulardan bahsediyor olsa
da “komşuda pişen bize de düşer” diye bir lafımız da vardır elbette. Ben bu
yazıda romantik komşuluk şöyle güzeldi böyle güzeldi diye anlatmayacağım ancak.
Sokağımızda eskiden kalma bir
komşuluk anlayışı vardır. Herkes birbirini tanır nispeten samimidir de. Evlerimize
girip çıkarız hatta. Balkonda birbirimizi görünce selam veririz, yolda görmüşsek
çaya davet ederiz. Ancak şimdi anlatacaklarım bunların dışında.
Sokağımıza bir iki kişi taşındı son
zamanlarda ben genelde dikkat etmem buna kuzenim genelde dikkat eder. O, mahallede
ki herkesin arabasını tanır kimin hangi eve girip çıktığına dikkat eder. Gözlem
yeteneği olduğundan tabi. Bende de öyle bir yetenek olsun isterdim. Neyse konumuz
o değil. Evimizin altında küçük bir boşluğumuz var apartmanımızda üç adet araba
var boş gördükçe birimizden biri o boşluğa çeker arkasını boş bırakır ki araba
rahat girip çıkabilsin diye. Bu bahsettiğim kişiler o boşlukta araba varken
gelip arabanın arkasına araba bırakıyorlar ve bir numara dahi koymuyorlar. Biz de
yana yana arıyoruz ki adam gelsin arabasını çeksin de arabayı çıkaralım. Ayrıca
bu şahıslar ilginç şekilde biz onların kapısının önüne araba bırakırsak sileceklerimizi
kaldırıyorlar. Bu insanı çıldırtan bir şey
Derdim tabi ki benim kapımın önüne araba bırakmasın değil yol belediyenin yolu benim bir hakkım yok bunda elbette ama insan dikkat etmeli değil mi bunda ben çekince yaygara koparıyorsun ama sen çekiyorsun arabanı. Hani eşitlik?
Bir başka manyak komşu da arka sokakta
oturuyor. Benim odam onun bahçesine bakıyor haliyle görüyorum onu. Kocaman bir
motoru var. Her iki üç günde bir gece gündüz demeden motoru çıkarıyor bahçede
gür gür ses yapıyor. Saatlerce yapıyor bunu. Motoru çalıştırıyor sürekli durduğu
yerde gaz veriyor. Motor o kadar büyük ve güçlü ki sesine katlanmak gerçekten
çok zor. Rahatsız olanlara motora ayar yapığını sanki keyfinden yaptığını
söylüyor. Birkaç defa var gücümle haykırıp susturmasını söyledim. Hemen ses
kesiliyor ondan sonra ancak sonra ki günler devam ediyor. Polise şikayet etmeyi
düşündüm ancak özel mülkünde istediğini yapabilirmiş. Birkaç polise sordum
zira.
Kuzenim komşumuzla evlendi. Onlar daha
evlenmemiş, konuşurlarken başka bir komşumuz kızın annesine hemen yetiştirmişti.
Kızcağızın annesi Allah’tan alttan aldı sorun da çıkmadı şükür. Zira kuzenim de
öyle evlenilmeyecek biri değil. Şu an maşallah gayet mutlular. Allah bozmasın.
Daha sokakta park yeri bulmanın
zorluğunu ve kapısının önüne araba bırakmamız için yola duba atanları anlatmıyorum.
Gerçekten çıldırmamak elde değil. Atalarımız “ev alma komşu al” lafını boşuna söylememiş
diyor insan.
Bu yazıda toz pembe aman komşuluk
şöyle güzeldi komşu teyzelerimiz bize salçalı ekmek yapardı, balkonuna topumuz
kaçtığında bize verir biraz da oyun oynardı demek çok isterdim ama bazen o
teyzeler topumuza bıçak saplayıp keserdi de. Güllerini kırdık diye annemize
babamıza şikayet ederlerdi. Eriklerine daldık diye küfür ederlerdi. Bu milletin
bu toz pembe hayallerini hala anlamış değilim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder