✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram
dijital çağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dijital çağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2026 Cumartesi

Kim Okuyor Bilmiyorum

 



Buraya aylardır yazı yazıyorum. Kim okuyor bilmiyorum. Okurken keyif alıyorlar mı onu da bilmiyorum. Aslında Google istatistiklerine baktığımda belli bir okunma olduğunu görüyorum ama sonuçta bunlar sadece ‘tık’ sayıları. Bir insan yazının başında mı çıktı, sonuna kadar mı okudu, bunu bilmenin bir yolu yok.

Başlarda her gün buraya girip sayılara bakar, kendi kendime yorumlar yapardım. Gün aşırı yazılar yazıyordum. Hatta aynı gün içinde iki yazı paylaştığımı bile hatırlıyorum. O kadar heveslenmiştim yani… Saat başı blogu kontrol ediyordum. Sonra bu kontroller günde bire düştü. Sonra haftada bire…

Bu sıkıldığım anlamına gelmiyor aslında. İnsan yazdıklarının birilerine ulaştığını hissetmek istiyor sadece. Bazen yazılarımı, beni gerçekten tanıyan birkaç kişi dışında kimsenin okumadığını düşünüyorum. Tanımadan girip okuyan insanlar var mı, onu bile bilmiyorum.

Tabii bunda sosyal medyanın etkisi büyük. İnsanlar artık uzun yazılar okumuyor. Hatta uzun videolar bile izlenmiyor artık. Her şey birkaç saniyelik tüketim alışkanlığına dönüştü. Daha önce birkaç yazımda bundan bahsetmiştim.

Yine de insan hayal kuruyor. Bazen blogun büyüdüğünü, takipçilerle dolup taştığını, hatta edebiyat ödülleri aldığımı falan düşünüyorum. Tamamen hayal tabii… Ama insan keşke olsa demeden de edemiyor.

Bu yazıyı neden yazdım onu bile tam bilmiyorum aslında. Başta ‘öylesine yazılar yazmayacağım’ demiştim ama galiba biraz öyle oldu. Kusura bakmasın kimse. Affınıza sığınıyorum.

7 Eylül 2025 Pazar

Bir Açık Mektup: Sanal Şehrin Işıkları Altında

 


            Sevgili yazar dostum chicadelaluna sana bu açık mektubu yazmayı düşündüm. Senin  soruna bir cevap niteliğinde. Beni ciddiye alıp fikirlerime değer verip sorduğun için teşekkür ederim.

            Dijital çağdayız evet, bu çağ o kadar büyük ve karanlık bir orman gibi ki kaybolmamak elde değil. Animasyon seyretmeye bayılırım. Ablamla fırsat buldukça animasyon seyrederiz. Oldukça da güzel animasyon filmleri vardır. Onlardan bir tanesi konumuza benziyor biraz. “Oyun Bozan Ralph” Ralph eski bir oyun makinesinin kötü karakteridir. Bir gün yolu bir şekilde internete düşer. Filmde öyle güzel tasvir etmişlerdir ki oyun makinesini kasaba, interneti de şehre benzetmişlerdir.

            İşte tam anlatamasam da internet de buna benziyor. Kaos, yıkım, gerçeklikten uzakta, insanı içine çeken bir his. Koca koca binaları olan bir şehir. Köyden yeni gelmiş birisinin binaların birinin altında durup kafasını ahmakça kaldırıp binanın tepesine bakması gibi hissediyorum internetin içinde.

            İnternette kim haklı, kim haksız; kim doğru, kim yanlış bilmek çok zor. Bunun için bile teyit sayfaları kuruldu hatta. Bu bağlamda kendimi korumak çok zor. Kocaman bir tımarhane gibi. Herkes bir şey söylüyor artık kime inanırsanız. Birisi bir fotoğraf yüklüyor bakın bu benim dedem diyor. Ne kadar basit bir bilgi değil mi? Bunu bile araştırmak zorunda kalıyoruz bazen. Ben artık araştırmadan bilginin doğruluğuna inanmak istiyorum aslında.

            Misal sevgilinizden ayrıldınız duygusal boşluktasınız. İnstagramınızda mesaj kısmında “1” yazan bildirimi gördünüz hop bir iki muhabbet bir baktınız sevgili olmuşsunuz. Tatlı bir iki söz, iki iltifat…

            Akrabalarınızın olduğu bir kalabalıktasınız; dedikoducu halanız, dolandırıcı dayınız, sinsi kuzenleriniz vs. var. İnternetten bir şey göstereceksiniz birine pat diye önünüze kocaman penis büyütücü reklamı çıkıyor. Hadi bakalım al başına belayı. Anlat bakalım şimdi anlatabilir misin?

            Velhasıl-ı kelam, internetin zararlarını anlatacak, kendinizi böyle koruyun şöyle koruyun diyecek bir insan değilim elbette o hakimiyete sahip değilim. Sadece yoruldum sayfa sayfa bilgi kovalamaktan diyorum. Sanal dünya insanı çok yoran ancak bir o kadar yararlı bir şey ancak doğru kullanıldığında. Kısacası internetle kavga etmiyorum onunla barışık yaşamanın yollarını arıyorum.

Bir Şemsiye Nasıl Mübarek Olur?

 Yeşilçam filmlerini izlemeye bayılırım. Sık sık seyrederim. Tekrar tekrar izlediğim film sayısı sınırsızdır belki de. Kibar Feyzo, Davaro, ...