✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram
iç döküş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iç döküş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2025 Çarşamba

Bir Erkekten Fazlası Değilim, Ama Yazdım



 

Aklımda hiçbir şey yok. Sadece yazmak için oturdum. Kelimelerin yüklenmesini bekliyorum. Saat ikiye yaklaşıyor. Günün yorgunluğunu atmaya çalışıyorum bu yazıdan neyden bahsedeceğimi de bilmiyorum açıkçası. Sabah kalktığımda ev süpürdüm uzun müddettir sadece kendi doğal alanımı temizlerdim. Evin diğer alanlarıyla ilgilenmezdim ailem şehir dışına çıktığı için biraz sorumlu davranmak istedim. Bulaşıkları dizdim vs. takdir beklemiyorum elbette. Her erkeğin beklentisidir “aferin kadına yardım ediyor ataerkil değil” lafını duymak isteriz. Bunu en modern erkek bile duymak ister. Beyler lütfen şimdi birbirimizi kandırmayalım.

Elbette bu yetiştilme tarzımızla alakalı ve toplumla da alakalı zira kibar bir toplum olmadığımız aşikar. Haliyle o kadar kil arasından yakut sırıtır. Biz bunu istiyoruz. Misal genelde erkek çocukları evde yardım ettiğinde “aslan oğlum annesine yardım etti” lafı duyulur.  Gerçekten kadınların yükü çok fazla ve bu toplumda kadın olmak çok zor. Kadınlar erkek diye bir varlığı sevip koynuna alıyor bunun için bile teşekkür etmek gerekir.

Kadın olmak şöyle zor böyle zor diyip kafa ütülemek bilgiçlik taslamak istemiyorum çünkü yıllardır duyulan bilinen şeylerden bahsedeceğim ayrıca bir erkek olarak kadınlığın ne kadar zor bir şey olduğunu anlatmam abesle iştigal edecektir. Kadınlığın zorluğunu bile erkekler anlatıyor. Sus be herif sana mı kaldı? Her ay vajinasından kan akan ve iki büklüm olan kadın sana dayanıyor sen mi bileceksin? Vel hasılı kelam kadın olmak zor birader.

Çocukken annem de babamda çalıştığı için ablam tarafından büyütüldüm desem yalan olmaz. O da çocuk sayılırdı. Neyse efendim, kendi başıma söküklerimi dikmeyi öğrendim. Makarna haşlamayı, yumurta kırmayı, temizlik yapmayı. Geçmiş dönemlerde bu işlerin hepsine kadın işi deniliyordu. Hala öyle düşünenler de olsa şükür ki artık düşünenler gayet azaldı. Bir arkadaşımın tespiti bu aynen aktarıyorum. “insanlar eskiden kadın iş yapar eve bakar derken şimdi hiç öyle insan kalmadı erkeklerin de öyle bir beklentisi de kalmadı artık.” Bu söz o kadar haklı ki zira roller eşitlendi. Kentleşmenin verdikleriyle kadın da erkek de çalışır oldu. Roller değişti demiyorum cinsiyetsizleşti.

Kentleşmenin getirdiklerinden biri de boşanmaların artması oldu. Eskiden boşanmaya aile faciası gözüyle bakılırken şu an da artık iki insan birbirlerini çok seviyor da olabilir ama aynı evi paylaşamayınca anlaşarak boşanabiliyor. Bu gayet doğal bir şey. Boşanmak aile faciası değil. Bunu idrak etmek gerekir. İnsanlar barışmak için çocuk yapıyorlar sonra olmuyor çocuk zarar görüyor. Boşanın. Gerçekten BOŞANIN.

Elbette kadın erkek hala Türk toplumunda eşit görülmüyor. Hala kadın cinayetleri oluyor. Maalesef ki İstanbul Sözleşmesi feshedildi. Kadınlar ülkemizde hâlâ abi, kardeş, eş, çocuk, sevgili, hatta yedi yabancı tarafından öldürülüyor. yirmi birinci yüzyılda bu çok acı bir gerçek. Özgecan Aslan’ı kaçımız hatırlıyor. Anıt sayaç sitesine her gün bir kadın ekleniyor.

Ben bir yargı, bir karar mecii değilim. Basit bir vatandaşım. Benim haddime değil kadın haklarını savunmak. Kadınlar gayet iyi savunuyor elbette. İstediğim tek şey insanların ölmemesi. Sadece yemeği geç hazırladı diye insan öldürülmez. Ölüm basite indirgenmez. Velev ki kadın aldatsa bile. Sen kimsin ki öldürüyorsun. Kadınlar ağzımıza sıçsa bile elhamdüllillah demek zorundayız. Sen erkek olarak tüm yaradılış efsanelerinde ilk yaratılmışsın. Yüce yaratıcı demiş ki sen nefsine yenik bir karaktersin ben senin mantıklı olanını yaratayım. Hatırla, ömründe dediğin ilk kelime anne. Kadınlara bağımlı varlıklarız. Kadın olmasa bu evrende iğrenç maymunlar gibi yaşarız. Ömrümüz boyunca tıraş olmaz, onu bırakın yıkanma gereği bile duymayabiliriz. Hatırla yine lisedesin ders boş çocuklarla uzun eşek oynuyorsun küfür kıyamet gırla. Birbirinize pandik atıyorsunuz. Hop sınıfa bir kız giriyor herkes kendine çeki düzen veriyor bir ne oluyoruz diyor. Ama beğenilme duygusuyla yapıyorsun bunu ama saygıdan ama insanlığın geliyor aklına.

Yine konudan konuya atladığım bir yazı oldu ama inanın saniye durmadım yazarken. Aklıma ne geldiyse yazdım. Bunu cidden seviyorum içimden geçenleri yazıya dökmek rahatlatıyor. Kafamda çevirmek beynimi uğultulara sokuyor. Bir hadsizlik ettiysem kusuruma bakılmasın.

2 Temmuz 2025 Çarşamba

Biraz Dert, Biraz Umut

 


Yine başbaşayız. Yine ben dertlerimi anlatacağım yine siz dinleyeceksiniz. Teşekkür ederim hep yanımdasınız. Burası bana çok yardımcı oluyor. Bugün gayet sıradan bir gündü. Yine işsizliğin verdiği boş vakitle kitap okuyup sağda solda ailemin işlerine koşuyordum. Akşama doğru bir huzursuzluk çöktü. Bu hissi tanıyordum. İlaçlarımı almadığımda bu his geliyordu. Ama bu sefer ilaçlarımı almıştım sorun ne olabilirdi ki? Ne gelebilirdi ki başıma. Gayet huzur gelmişti ilaçlarımla birlikte. Başka bir şey vardı belki de. Yine beynim benimle oyun oynuyordu. Çareyi yine buraya, yazılarıma sığınmada buldum.

Aklımda hiç bir şey yok. Çala kalem tuşlara basıyorum. Bu yazıda kesinlikle düzgün bir şey anlatacağıma söz veremem. Sadece anlatmak istiyorum. Ne olabilir? Çok sorun arıyorum. Dün çok değer verdiğim çok sevdiğim bir dostum, hayatta sorun ararsan kendinde sorun ararsan kesinlikle bulursun demişti. Yaklaşık on senedir de sürekli sorun arıyorum. Psikiyatrilere ve psikologlara adeta “ben böyle böyleyim beni değiştirin bundan çok rahatsızım” diyorum. Onların elinde olan bir şey yok ki. Ben değişmek istiyorsam kendim yapmalıyım. Değişmeye değer de bir şey yok aslında. Oturup ciddi ciddi düşünürsek gayet de makul bir insanım aslında. Sadece toplum içinde bağırarak konuşuyorum, biraz patavatsızım, biraz da düşüncesizim. O dostum iyi şeylerine yapabildiğin şeylere odaklan demişti. Bir düşünelim bakalım...

El becerilerime nispeten güveniyorum. Tamir tadilattan biraz olsa anlarım. Biraz kibarım. En azından toplum içinde oturmasını kalkmasını biliyorum. Belki de benim isteğim tamamen toplum tarafından kabul görmektir. Bunun için çabalıyor da olabilirim bu fikir şimdi geldi bana. Dostum zihnimi açtı. Ne demişti daha? İyi şeylerine odaklan göreceksin iyi şeylerini de bulacaksın. Arayan belasını da bulur mevlasını da sözü örnek gibi geliyor. Arayan her şeyi bulur. Her sabah aynaya bakıp “Emirhan sen iyi bir insansın ve başarılısın. Bazen şansın yaver gitmiyor o kadar” demek gerekir belki de.

İnsanın istediğinde yapamayacağı şey yoktur. Yeter ki istesin. O gücün içimde bir yerde olduğunu biliyorum. Ben güçlü bir insanım. Başaracağım. Bu buhranı üzerimden atacağım. Şu an kendime söz veriyorum. İyi yönlerimi sürekli arayacağım. Ben iyi yönü ağır basan bir insanım. Özgüvenimi bunun sayesinde kazanacağım.

17 Haziran 2025 Salı

Direksiyon Bende Değildi

 

⚠️ Bu yazı ağır duygusal içerik barındırır. Zihinsel olarak zor bir dönemden geçen okurlar için tetikleyici olabilir.

Normalde araba kullanmayı çok severim. Ama her kullandığımda tedirgin binerim. Zira şoförlüğüm çok da iyi değildir. Gittiğim yerde park yeri bulabilecek miyim, bir yere sürtecek miyim falan sürekli düşünürüm. Kullandığım araba ablamın arabası sağ olsun ne zaman işim olsa istesem verir. Bugün falanca yere gideceğim diye istedim verdi. Ama aklımda oraya gitmek yoktu. Yol bilgim hiç yoktur. En ufak bir yere giderken bile telefondan haritayı açarım. Bugün onu yapmadım hani klişe laf vardır yol nereye götürürse diye. Aynen ondan yaptım. Oturdum direksiyon nereye giderse oraya gittim. Arkaya hafif bir müzik açtım. Kendimi nasıl olduysa otobanda buldum. Arabayı ben kullanmıyordum sanki. Gaza yüklendikçe yüklendim.

Düşünceler akmaya başladı. Son günlerde oldukça buhranlı bir süreçten geçiyordum. Belki de kendime yapıyordum ama süreç beni oldukça yormuştu. Ne yapacağımı kestiremiyorum. O sırada tek yaptığım araba kullanmak ve düşünmekti. Onu yapıyordum bende. Ailemi, dostlarımı düşündüm. Beni gerçekten seviyorlardı. Sevilen bir insandım. Ama ben onlara hiç yararlı değildim. Hayata dair amacım neydi? Derdim neydi? İnsanların benden bekledikleri neydi? Bu sorulara hiç cevap bulamadım. Bazen bu tür sorular insanı tüketiyor. Buhranlı hissettiğim zamanlarda “Her şey aynıymış gibi geliyor.” Hayatın değeri azalıyor gibi... Ama bu duyguların gelip geçici olduğunu da biliyorum. Düşüncelerime takılıp kalmamak için yazmaya başladım. Sorunlarımı bitiremeyecektim her zaman benimle geleceklerdi. Bu cümlelerim basit varoluşsal sancılar olarak gelmesin kimseye otuz senedir bu vücudu taşıyorum ve cidden sorunlarımdan sıkıldım. Sürekli aynı sorunların maskeleri değişip önüme geliyordu. Tiklerim, anksiyetem, kafaya saçma sapan şeyleri takmak artık cidden bunalttı beni. Kaliteli bir hayat yaşayamadığıma karar verdim. Ölümden çok korkuyorum. Hayatın benden sonra devam etmesi ve benim onları görememem beni çok korkutuyor. Yeni filmler çıkacak, yeni teknolojiler gelecek ben onları göremeyeceğim. Düşünmesi bile dehşet verici. 

Yakınımdaki insanlara sık sık bahsediyorum bu fikirlerimi. Derdim ilgi çekmek için değil. Destek aramak. Yardım çığlığı yani. Çaresiz hissediyorum. Hayatta başardığım sonuna kadar vardırdığım hiç bir şey yok. Şımarıklık mı diye de geçiyor içimden geçenler. Çünkü herkesin sorunu var herkes yoruluyor. Benim özelliğim ne de böyle yapıyorum diyorum. Ama tek bildiğim artık yorulduğum. Taşıyamadığımı hissediyorum. Hayat tek şeritli dar bir yol gibi asla kenara çekip dinlenebileceğimiz bir yer değil. Sürekli gitmek zorundayız. Sırtımdaki yükleri bir kenara atıp kenarda bir sigara içmek isterdim. Sık sık şöyle bir şey aklıma geliyor. Hani bilgisayarda oyun oynarken beceremediğimiz batırdığımız evreler vardır. Kayıtlı bölümü siler sıfırdan en temiz şekilde başlarız eski oyunu oynarken ki tecrübelerinizi yeni kayıtta yaparsınız. En çok istediğim şey bu. Elimdeki tüm imkanları bu fırsat için vermeye hazırım. Bunları neden anlattığımı da bilmiyorum aslında. Bu yazıyı kim okusun. İnsanın okurken bana ne demesi işten bile değil.

Abartıyor muyum acaba da diyorum. Sadece abartmak. İnsanların bana özel davranmasını mı istiyorum? Sürekli ben deliyim bana iyi davranın mı diyorum? Çok yorgunum. Depresyona girmek benim hobim gibi bir şey aslında. Ne zamandır işsizim. İyi hissettiğimi düşünüyordum. Tiklerim iyiden iyiye azalmıştı. Her şeyin bittiğini sanmıştım. Yukarda bahsettiğim şeyler burada başlıyor işte sorunlar sürekli peşimde nasıl mücadele edeceğimi bilmiyorum.

Huzur istediğim şeylerden biri... Kim huzurlu olmak istemez ki?

Bu yazıyı, zor zamanlardan geçtiğim bir dönemde kaleme aldım. Yalnız olmadığımı, bu düşüncelerin gelip geçici olduğunu biliyorum. Eğer siz de benzer duygular içindeyseniz, bir uzmandan yardım almak en doğru adım olacaktır. Hep birlikte iyileşebiliriz.

Konuşmayı Beceremeyen Birinin Yazıları

  Saatlerdir boş ekrana bakıp duruyorum. Bu sefer yine “Şöyle girme şu yazılara.” diyorum kendi kendime. Yazmaya değer hiçbir şey bulamadım ...