✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2025 Cumartesi

Yolda, Çarşıda, Hayatta: İnsan Hikâyeleri

 


            Bugün cumartesi olduğundan ben de havam değişsin diye ablamla alışverişe gittim. Her erkeğin başına geldiği oldu. Daha ikinci dakikada onun, o reyondan bu reyona koşmasına dayanamadım kendimi dışarı attım bir sigara yaktım. Bir yandan da sağa sola volta atıyordum. Sonra yaşlıca bir teyze geldi, merhaba oğlum deyip mağazanın önündeki boş gördüğü sandalyeye oturdu. Teyze dertli görünüyordu kendi kendine konuşuyordu. Belli ki dertleşmek istiyordu.

            Baştaki verdiği selama güvenerek yanına sokuldum sanki bana söylemiş üzerime alınmış gibi buyur teyze dedim. Teyze hazırda bekliyormuş ki hemen dökülüverdi. Üst komşusu varmış ve çocukları çok fazla gürültü yapıyormuş. “Migren hastasıyım evladım dayanamıyorum artık çok büyük zulüm oluyor artık” dedi. Birden kendimi tanımadığım biri hakkında dedikodu yaparken buldum. Anlattı, anlattı… Ben sadece haklısın, evet, doğrudur diyordum. Sadece teyzenin içini boşaltmasını bekliyordum.

            Sokakta yürürken tanımadığım insanlarla konuşmayı çok severim. Yeni hikayeler, yeni hayatlar duymak hoşuma gider. Üniversitede otostopla gezmemin bir sebebi de buydu, sürücülerle muhabbet sohbet etmek… Herkes doğruyu söylemeyedebilir. Misal konuştuğum kişi bir daha nereden göreceğim bunu diye hikaye de yazabilir. Ama bu da güzel bir nüans zira yepyeni bir hikaye çıkıyor bu sefer. Yerinde ve tadında palavra dinleyiciyi çok güzel sarabilir. Keyif verir yerinde olunca.

Erzurum’da Teyo Pehlivan diye bir karakter vardır. Efsaneleşmiş biridir, büyük palavracıdır. Bir gün Çin Seddi’nin inşaatında çalışmıştır, bir gün Hitler’in blitzkrieg’ine katılmıştır. Bir dönem fıkraları canlandıran bir programda Teyo Pehlivan, tiyatrocu Cumhur Saral tarafından hayat verilmiştir. Çoğu insan Teyo Pehlivan’ı bu program sayesinde yaratıldığını zannetse de çok eski bir karakterdir kendisi. Gerçekten de çok güzel hikayeleri vardır.

Bir gün yine otostoptayım, böyle karaktere sahip bir tırcı abiye rastladım. Adamın palavra sıktığına o kadar eminim ki. Ancak o kadar iyi konuşuyordu ki beni hipnoz etti adam. Yol boyu muhabbet ede ede ikişer paket sigara yaktık. Hatta gideceğim yerden vazgeçip adamın gideceği yere gittim. O kadar eğlendiğim başka yolculuk pek hatırlamıyorum. Bir gün kocaman tırla 150 km hızla giderken radara yakalanmış, bir gün sevkiyat amirini dövmüş, bir gün askerde komutana basmış küfrü. Liste o kadar uzun ki hangi birini anlatayım.

Kimseyi yalana teşvik etmiyorum elbette. Koca koca insanlar yalanın kötü bir şey olduğunu gayet iyi bilir sonuçta. Bu dediklerim insanları eğlendirmek için yapılan palavralar. Belki de palavralar, hayatın zor anlarına serpilmiş tuz biber gibidir. Sıkıcı günlerimize renk katar, bizi bir süreliğine dertlerimizden uzaklaştırır. Çünkü bazen bir teyzenin iç dökmesi, bazen de bir tırcının palavra dolu hikâyesi, insana en gerçek şeyden daha çok iyi gelebilir.

17 Haziran 2025 Salı

Direksiyon Bende Değildi

 

⚠️ Bu yazı ağır duygusal içerik barındırır. Zihinsel olarak zor bir dönemden geçen okurlar için tetikleyici olabilir.

Normalde araba kullanmayı çok severim. Ama her kullandığımda tedirgin binerim. Zira şoförlüğüm çok da iyi değildir. Gittiğim yerde park yeri bulabilecek miyim, bir yere sürtecek miyim falan sürekli düşünürüm. Kullandığım araba ablamın arabası sağ olsun ne zaman işim olsa istesem verir. Bugün falanca yere gideceğim diye istedim verdi. Ama aklımda oraya gitmek yoktu. Yol bilgim hiç yoktur. En ufak bir yere giderken bile telefondan haritayı açarım. Bugün onu yapmadım hani klişe laf vardır yol nereye götürürse diye. Aynen ondan yaptım. Oturdum direksiyon nereye giderse oraya gittim. Arkaya hafif bir müzik açtım. Kendimi nasıl olduysa otobanda buldum. Arabayı ben kullanmıyordum sanki. Gaza yüklendikçe yüklendim.

Düşünceler akmaya başladı. Son günlerde oldukça buhranlı bir süreçten geçiyordum. Belki de kendime yapıyordum ama süreç beni oldukça yormuştu. Ne yapacağımı kestiremiyorum. O sırada tek yaptığım araba kullanmak ve düşünmekti. Onu yapıyordum bende. Ailemi, dostlarımı düşündüm. Beni gerçekten seviyorlardı. Sevilen bir insandım. Ama ben onlara hiç yararlı değildim. Hayata dair amacım neydi? Derdim neydi? İnsanların benden bekledikleri neydi? Bu sorulara hiç cevap bulamadım. Bazen bu tür sorular insanı tüketiyor. Buhranlı hissettiğim zamanlarda “Her şey aynıymış gibi geliyor.” Hayatın değeri azalıyor gibi... Ama bu duyguların gelip geçici olduğunu da biliyorum. Düşüncelerime takılıp kalmamak için yazmaya başladım. Sorunlarımı bitiremeyecektim her zaman benimle geleceklerdi. Bu cümlelerim basit varoluşsal sancılar olarak gelmesin kimseye otuz senedir bu vücudu taşıyorum ve cidden sorunlarımdan sıkıldım. Sürekli aynı sorunların maskeleri değişip önüme geliyordu. Tiklerim, anksiyetem, kafaya saçma sapan şeyleri takmak artık cidden bunalttı beni. Kaliteli bir hayat yaşayamadığıma karar verdim. Ölümden çok korkuyorum. Hayatın benden sonra devam etmesi ve benim onları görememem beni çok korkutuyor. Yeni filmler çıkacak, yeni teknolojiler gelecek ben onları göremeyeceğim. Düşünmesi bile dehşet verici. 

Yakınımdaki insanlara sık sık bahsediyorum bu fikirlerimi. Derdim ilgi çekmek için değil. Destek aramak. Yardım çığlığı yani. Çaresiz hissediyorum. Hayatta başardığım sonuna kadar vardırdığım hiç bir şey yok. Şımarıklık mı diye de geçiyor içimden geçenler. Çünkü herkesin sorunu var herkes yoruluyor. Benim özelliğim ne de böyle yapıyorum diyorum. Ama tek bildiğim artık yorulduğum. Taşıyamadığımı hissediyorum. Hayat tek şeritli dar bir yol gibi asla kenara çekip dinlenebileceğimiz bir yer değil. Sürekli gitmek zorundayız. Sırtımdaki yükleri bir kenara atıp kenarda bir sigara içmek isterdim. Sık sık şöyle bir şey aklıma geliyor. Hani bilgisayarda oyun oynarken beceremediğimiz batırdığımız evreler vardır. Kayıtlı bölümü siler sıfırdan en temiz şekilde başlarız eski oyunu oynarken ki tecrübelerinizi yeni kayıtta yaparsınız. En çok istediğim şey bu. Elimdeki tüm imkanları bu fırsat için vermeye hazırım. Bunları neden anlattığımı da bilmiyorum aslında. Bu yazıyı kim okusun. İnsanın okurken bana ne demesi işten bile değil.

Abartıyor muyum acaba da diyorum. Sadece abartmak. İnsanların bana özel davranmasını mı istiyorum? Sürekli ben deliyim bana iyi davranın mı diyorum? Çok yorgunum. Depresyona girmek benim hobim gibi bir şey aslında. Ne zamandır işsizim. İyi hissettiğimi düşünüyordum. Tiklerim iyiden iyiye azalmıştı. Her şeyin bittiğini sanmıştım. Yukarda bahsettiğim şeyler burada başlıyor işte sorunlar sürekli peşimde nasıl mücadele edeceğimi bilmiyorum.

Huzur istediğim şeylerden biri... Kim huzurlu olmak istemez ki?

Bu yazıyı, zor zamanlardan geçtiğim bir dönemde kaleme aldım. Yalnız olmadığımı, bu düşüncelerin gelip geçici olduğunu biliyorum. Eğer siz de benzer duygular içindeyseniz, bir uzmandan yardım almak en doğru adım olacaktır. Hep birlikte iyileşebiliriz.

Konuşmayı Beceremeyen Birinin Yazıları

  Saatlerdir boş ekrana bakıp duruyorum. Bu sefer yine “Şöyle girme şu yazılara.” diyorum kendi kendime. Yazmaya değer hiçbir şey bulamadım ...