✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram
insan psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2026 Pazar

İnsan Denilen Varlık




 İntikam, kıskançlık, haset, kibir… Bu kavramları biliyorsunuz değil mi?

Tanım yapmaya kalksak genelde “insanlarda bulunan…” diye başlarız. Çünkü bu duygular gerçekten de insana has gibi duruyor.

Ben hiç “Yeter artık çalışıyorum, bir karşılığını da alamıyorum; bundan sonra oksijen üretmeyeceğim.” diyen bir bitki görmedim. Hayata başlıyor ve ölene kadar oksijen üretmeye devam ediyor.

Geçenlerde iki karganın kavga ettiğini gördüm. Sebep, birinin ağzındaki yiyecekti. Kavga ettiler, biri galip geldi ve yiyeceği alıp gitti. Ama mesele intikama dönüşmedi. Bir süre sonra “Sen benim yiyeceğimi çalmıştın.” diye yeniden kavga ettiklerini sanmıyorum. Tamamen yaşam mücadelesi. Kişisel hırslardan, hasetten ya da intikamdan değil.

Sürüde iki aslan bir dişi için kavga ediyor. Güçlü olan kazanıyor ve olay bitiyor. Kaybeden de bunu kabulleniyor. İlk bakışta buna kıskançlık denebilir belki ama daha çok içgüdüsel ve kısa süreli bir durum.

İnsana gelecek olursak…
Biyolojik olarak hayvan sınıfına dahiliz. Hücre yapımız da bunu söylüyor. Ama davranışlarımızla çoğu zaman hayvanlara hiç benzemiyoruz.

İnsana “eşref-i mahlukat” denilmiş; yani yaratılmışların en şereflisi. Fakat bu şeref meselesi tartışılır. Çünkü haset, kibir, kin ve intikam gibi duygular en yoğun hâliyle yine insanda bulunuyor.

İnsan bir olayı yıllarca kafasında kurabiliyor. Plan yapabiliyor. Doğru zamanı bekleyip harekete geçebiliyor. Karşılığını alamazsa yaptığı iyiliği bile bırakabiliyor.

Kimse “Her şey karşılıksız yapılır.” demesin. İnsan birkaç kez fedakârlık yaptıktan sonra en azından bir teşekkür, bir vefa ya da küçük bir iyilik bekliyor.

İnsan gerçekten çok değişik bir varlık. Saydığım tüm bu duygular evrensel olarak içimizde mevcut. Herkes bir şekilde öğreniyor bunları. Bunun dili, dini, ırkı yok. Bir Türk için de geçerli, bir İngiliz için de.

28 Nisan 2026 Salı

Gerçekten Bilmek İster Miydin?




Herkese en az bir kere şu soru sorulmuştur:
“Özel bir gücün olsa ne olmasını isterdin?”

Kimisi uçmak ister, kimisi eşyaları uzaktan kontrol etmeyi, kimisi de sınırsız güç…
Aslında klişe bir sorudur bu.

Düşünsenize, uçabildiğinizi. İstediğiniz yere, istediğiniz vakitte gidiyorsunuz. Ne trafik var, ne “arabanın muayenesi var gidemem” derdi, ne benzin masrafı… Harika olmaz mıydı?

Ya da eşyaları kontrol edebilmek… Üşengeç bir toplumuz vesselam. Dışarıda yağmur yağıyor, cipsinizi kolanızı almışsınız, battaniyeyi üzerine çekmişsiniz. Tam keyif yapacaksınız… bir bakıyorsunuz kumanda sehpanın üzerinde kalmış.
“Hay Allah!”
Küfür kıyamet doğrulup alırsınız değil mi?

Gelelim benim ne isteyeceğime.

Ben insanların zihinlerini okumak isterdim. Hayatım boyunca en çok merak ettiğim şeydir: Benim hakkımda ne düşünülüyor?

Kapalı kapılar ardında “Emirhan da şöyle biri…” diye illa ki konuşuluyordur. Önemli ya da önemsiz fark etmez. Arkadaşlarım, müdürüm, patronum, kasiyer kız, yoldan geçen amca… Herkesin zihninde nasıl bir insanım, bunu bilmek isterdim.

Aslında bu biraz hastalıklı bir düşünce de olabilir.

Çünkü insanların ne düşündüğü ne olursa olsun, sen kendi hayatını yaşıyorsunuz. Onların düşüncelerine uymayabilirsiniz de. Günün sonunda yine yatağa giriyorsunuz, başını yastığa koyuyorsunuz… ve yalnızsınız. Düşüncelerinizle baş başasınız.

Odanın kapısını kapattığınızda yine yalnızsınız.

Kendinize bile söylemeye utandığınız, kimsenin bilmediği düşünceleriniz olabilir. Ayıp da, günah da, doğru da, yanlış da… Hepsi sizin zihninizin içinde.

Diyelim ki dünya iyisi bir insansınız. Herkese iyilik yapıyorsunuz, Polyanna’dan hallicesiniz…
Ama o yalnız kaldığınız anlarda, zihninizde tilkiler dolaşmıyor mu?

“Ben hiç kötü düşünmem” diyen varsa, biraz afakî konuşuyordur. Genelleme yapıyorum ama insan zihni bu… karanlık tarafı da var.

“Herkesin tenceresi kapalı kaynar” sözü boşuna söylenmemiş.
Kimin derdi var, kimin neye canı sıkılmış, kim ne düşünüyor… bilemeyiz.

Bir de bildiğimizi varsayalım… Muhtemelen ortalık karışırdı.

Yüce yaratıcı herkesin içini biliyor. Buna rağmen dünyaya doğrudan müdahale etmiyor; daha çok düzenin akışına bırakıyor. Çünkü dengeyi kuran da o.

Peki biz?

Sınırlı iradeye sahip insanlar olarak herkesin zihnini okuyabilseydik… ne olurdu?

Bir Şemsiye Nasıl Mübarek Olur?

 Yeşilçam filmlerini izlemeye bayılırım. Sık sık seyrederim. Tekrar tekrar izlediğim film sayısı sınırsızdır belki de. Kibar Feyzo, Davaro, ...