✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram

27 Aralık 2025 Cumartesi

Şimdiki Aklım O Boku Yediğim İçin Var

 


            Bizi biz yapan, bugüne kadar yaşadığımız en küçük dahi olsa tecrübelerdir. Yani şunu demek istiyorum. Bugün beni tanıyanlar “Emirhan nasıl biri?” sorusunu cevaplarken ne diyorlarsa bunu hayatımda ki iyi, kötü, güzel, çirkin tecrübelere istinaden söyleniyordur.

            Zeki insan en aptaldan bile bir şey öğrenebiliyorsa zekidir. Başkalarının tecrübelerini yeniden tecrübe etmek kadar aptalca bir şey yoktur. Yaşam dediğimiz şey tecrübelerin oluşturduğu bir bütündür.

            Aklıma bazen aynı bir bilgisayar oyunu oynarsınız becerememişsinizdir, kayıtlı dosyayı siler baştan oynarsınız. Bu geliyor. Yani klişe bir laf olan “dünyaya bir daha gelseydin ne olurdu?” diye. Bu laf gerçekten bir paradoks aslında. Dünyaya bir daha gelseydik aynı kişi olamayacaktık. “şimdiki aklım olsaydı yapmazdım” ancak şimdiki aklına sahip olmanın sebebi bu boku yediğin için idi.

            Yukarıda verdiğim örneği sık sık düşünürüm. Acaba neleri farklı yapardım? Belki okulu bu kadar uzatmazdım. Bitiremeyeceğimi anladığım anda bırakır evime dönerdim. Ancak orada kazandığım tecrübeler olmayacaktı bu sefer. Diyorum ya yukarıda, hep bir şeyler eksik kalacak diye.

            Geçmiş diyoruz, takılıp kalıyoruz eski hatalara. O hataları sevmek lazım aslında. O hatalar bizi biz yapan. Yediğimiz kazıklar, düşüp kalktıklarımız, ayağa kalkıp koştuğumuz. Sanki sen çok iyisin bu konuda Emirhan. Yirmi sene önce arkadaşına bağırdığın anıyı çeviriyorsun kafanda. Kime akıl veriyorsun? “başkalarının tecrübelerini yeniden tecrübe etmek kadar kadar aptalca bir şey yoktur.” Az evvel yazdım. Ama iyi ama kötü otuz senelik bir tecrübeye sahibim.

            Ama şunu da biliyorum: Geçmişle kavga ederek bugünü kazanamıyorsun. Ne yaşadıysam, neyi beceremediysem, neyin içine batıp çıktıysam… Hepsi beni buraya getirdi. Daha iyisini bildiğim için değil, yaşadığım için böyle düşünüyorum. O yüzden geçmişime kızmıyorum artık. Çünkü o olmasaydı, ben de olmazdım.

           

20 Aralık 2025 Cumartesi

İki Haftalık Sessizlik Üzerine

 


İki haftadır elimi bilgisayarıma bile sürmedim; kaldı ki yazı yazayım. Çok özledim burayı. İşsizken bayağı seri hâlinde, burayı taciz edercesine yazılar yazıyordum. Her gün, iki günde bir ya da aynı gün iki yazı falan… Tabii o zamanlar buraya yeni soyunmuş, büyük bir hevesin içindeydim; ondandır belki.

Bu heves meselesi bende sık olur. Yeni başladığım bir hobi edinmiş olayım, bokunu çıkarana kadar yaparım; sonra sıkılırım. Oysa her şey tadında olmalı. Burayı okuyan var mı, onu da bilmiyorum. Google birtakım istatistikler veriyor ama ne kadar güvenilir, emin değilim. Netice itibarıyla “tık” prensibiyle çalışan bir şey bu. Linki sosyal medyada paylaşıyorum; insanlar yanlışlıkla tıklayıp iki saniye sonra kapatıyor da olabilir.

Konumuz aslında bu değil. Hoş, ne zaman buraya bir konuyla başladım ki? Misal, her zamanki şeyi yapacağım ve aklıma ilk geleni yazacağım. Birkaç gündür araba bakıyorum. Fiyatlar saçma sapan, delice. Sadece fiyatlar da değil; değişik, ilginç özellikler, kusurlar hatta kusur bile sayılmayacak şeyler yüzünden fiyatlar artıp azalıyor. Adam karısının isminin baş harfiyle kendi isminin baş harfini plakaya yazmış. Satıcıyla konuşuyorsun, “Abi bu fiyat ne?” diyorsun; “Plaka özel plaka” diyor. Abi plaka sana özel, bana ne senin isminin baş harfinden? diyorsun… Küsüyor. Sen de dert sahibi oluyorsun.

Aslında çok kötü bir hafta geçirdim. İşi şamataya vuruyorum ama çok bitkinim. Başıma bir sürü şey geldi. Yine de iyiyim; işimi hâlâ seviyorum, mutluyum, huzurluyum. Hâlâ biraz parasızım, evet; ama o da düzelecek. Buna kesinlikle inanıyorum. Boşuna “her gecenin bir sabahı var” dememişler. Elbette hayat sürekli güllük gülistanlık olmaz. İnişler çıkışlar olur. Dibin dibini gördüğüm de oldu.

Her şey güzel olacak. İşimde tutunacağım, paramı biriktirmeye başlayacağım, düzenimi kuracağım; Türkiye’de devrim olacak, muasır medeniyetler seviyesine çıkacağız, hepimiz zengin olacağız, bir de kültür devrimi olacak… Bunlara ben de inanmıyorum zaten, ondan yazdım durdum. Hangisine inanmadığımı ise artık takdir siz değerli okurlarımın.

 

7 Aralık 2025 Pazar

Parasını Yönetemeyen Bir Adamın İç Dökmeleri

 


Kuyruğu dik tut Emirhan. Evet, biraz borcun var; evet, bazı şeyler canını sıkıyor olabilir. Ama umutsuzluğa kapılma. Her şey yavaş yavaş yoluna girecek. Biraz batağa saplanmış olabilirsin, üstelik buna kendi rızanla girdin… ama kurtulmak da senin elinde. Korkacak bir şey yok; sadece bir süre kemer sıkacaksın, minimum harcama yapacaksın. Hesabı kitabı iyi yapman gerekiyor, o kadar.

Ben zaten oldum olası saçma sapan şeylere para harcamışımdır. Harcadıklarımı toplasam küçük çaplı bir araba galerisi bile açabilirdim. Para konusunda pek tutumlu biri olmadım hiçbir zaman. Ya acele etmişimdir, ya da ihtiyacım olmayan şeylere yönelmişimdir. Mesela telefon almaya niyetlenirim; kafamda bir model yokken dükkâna girerim, sonra ihtiyacımın çok üzerinde bir telefonla çıkarım. Tezgahtarlar beni öyle kolay kandırır ki…

İşin ilginci, ben de çok satış işi yaptım ama asla kandıran tezgahtar olmayı beceremedim. Adam dükkâna gelir: “Abi ne lazım?” derim. “Bu mu?” “Buyur.” “İyi günler.” Bir şey daha satayım, fazladan bir ürün kakalayayım kafasında hiç olmadım. Bu insanlar nasıl başarıyor, gerçekten bilmiyorum. Benim gibi olan başkaları da vardır elbet. İyi satışçı kendine güveniyor ve ne yapacağını iyi biliyor.

Sadece para harcamak da değil mesele. Çok borç verdim, çoğunu da geri alamadım. Benden borç istemezler aslında; muhabbet ederken “Bu ay çok sıkışığım.” der biri. Ben hemen atlarım: “İstersen vereyim.” O da mecburen “Ver” der. Parayı veririm, o an her şey güzel. Ama zaten sıkışık olan adam nasıl ödesin geri? Ödeyemiyor. Ben de verdiğimle kalıyorum.

İslam alimleri bu tip borca karz-ı hasen der; “Verilen borcu unutmak.” Yani öyle bir borç ki, geri gelirse ne âlâ, gelmezse de kalbin kırılmayacak. Ama benim de ihtiyacım var. İsteyemiyorum da. Öylece kalıyor. Yıllar sonra enflasyonda kuşa döndükten sonra geri alsam neye yarar…

Sanırım bir dönem maaşıma hiç ellememem gerekiyor. Ya da 30 gün çeken ayların 15 gün sürmesi… Artık neyse. Ama düzelteceğim. Her şey yoluna girecek. Gerçekten.

Notalara Saklanmış Hikâyeler

 İyi şarkı dinlemeye bayılırım. Şarkı dinlemek benim için yemek yemek, su içmek gibidir. Şarkı dinlerken sözleri anlamaya çalışır, notaları ...