✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram
anksiyete etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anksiyete etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2026 Pazar

Spontane Yaşamanın Bedeli



 Çok spontane yaşıyorum. Karşılıklı konuştuğum insanlarla sohbet ederken o an için en doğru şeyi söylüyorum. Sonra ne o insanın söylediğini hatırlıyorum ne de kendi söylediklerimi... Bana bazen "Ne konuştunuz?" diye soruluyor. Ben de bir şeyler geveliyorum. Sadece konuşmalar değil elbette; günlük yaşantım da keza öyle.

Ayın beşi maaş yatmış, her şey çok güzel. Borçlarımı yatırıyorum, faturalarımı ödüyorum. Sonra selametle... En rahat benim. Bundan sonra bir har vurup harman savurma dönemi başlıyor. Asla plan program yapamıyorum.

Sürpriz yapmak da hiç becerebildiğim bir şey değil. Gerçi hayatımda hiç kimseye sürpriz yapmadım. Nasıl yapılır onu dahi bilmiyorum. Beceremeyeceğimi düşünüyorum. Tafsilatlı düşünmek, her şeyi ayarlamak, ince ince hesaplamak... Ne bileyim, çok geriyor beni. Belki de ince ruhlu değilimdir.

Laflarımın nereye gittiğini de bilmiyorum mesela. Bu yüzden çok kavga etmişimdir insanlarla. "Sen bana bunu nasıl söylersin?" diye tepki gösteren çok olmuştur. Hani böyle "dangıl dungul konuşma" derler ya, işte biraz öyle konuşuyorum. Kötü niyetle yaptığım bir şey değil aslında. Anksiyete hastasıyım; her şeyi düşünme huyum vardır ama biraz saçma sapan şekilde. Daha çok en kötü ihtimali düşünmeye yarıyor bu özellik. Bir sıkıntı var ama ne olduğunu ben de tam bilmiyorum.

Böyle gitmeyeceğini de biliyorum. Zira bazen çok zorluk çekiyorum. Karşıdaki kişi bunu tutarsızlık, çelişki hatta yalan olarak algılayabiliyor. Kendince haklı da. Ben istediğim kadar kötü niyetli olmadığımı söyleyeyim; hayat gerçeklerle yaşanıyor. Kimse beni anlamak ya da beni olduğu gibi kabul etmek zorunda değil.

Üniversite zamanında uykum gelince uyur, acıkınca yemek yerdim. Saat gece oldu diye uyuduğum pek olmazdı. Belki de bugünkü hâlimin temeli o yıllarda atıldı. Oradan kalma bir alışkanlık olabilir.

Ama şunu da biliyorum: Hayatta plansız hiçbir şey olmuyor. En küçük, en basit iş için bile bir plan gerekiyor. Evrenin kendisi bile belirli bir düzen üzerine ilerliyor. Belki de benim asıl sorunum plan yapamamak değil; plan yapmanın gerekliliğini kabul edip onu bir türlü hayatıma yerleştirememek.

17 Haziran 2025 Salı

Direksiyon Bende Değildi

 

⚠️ Bu yazı ağır duygusal içerik barındırır. Zihinsel olarak zor bir dönemden geçen okurlar için tetikleyici olabilir.

Normalde araba kullanmayı çok severim. Ama her kullandığımda tedirgin binerim. Zira şoförlüğüm çok da iyi değildir. Gittiğim yerde park yeri bulabilecek miyim, bir yere sürtecek miyim falan sürekli düşünürüm. Kullandığım araba ablamın arabası sağ olsun ne zaman işim olsa istesem verir. Bugün falanca yere gideceğim diye istedim verdi. Ama aklımda oraya gitmek yoktu. Yol bilgim hiç yoktur. En ufak bir yere giderken bile telefondan haritayı açarım. Bugün onu yapmadım hani klişe laf vardır yol nereye götürürse diye. Aynen ondan yaptım. Oturdum direksiyon nereye giderse oraya gittim. Arkaya hafif bir müzik açtım. Kendimi nasıl olduysa otobanda buldum. Arabayı ben kullanmıyordum sanki. Gaza yüklendikçe yüklendim.

Düşünceler akmaya başladı. Son günlerde oldukça buhranlı bir süreçten geçiyordum. Belki de kendime yapıyordum ama süreç beni oldukça yormuştu. Ne yapacağımı kestiremiyorum. O sırada tek yaptığım araba kullanmak ve düşünmekti. Onu yapıyordum bende. Ailemi, dostlarımı düşündüm. Beni gerçekten seviyorlardı. Sevilen bir insandım. Ama ben onlara hiç yararlı değildim. Hayata dair amacım neydi? Derdim neydi? İnsanların benden bekledikleri neydi? Bu sorulara hiç cevap bulamadım. Bazen bu tür sorular insanı tüketiyor. Buhranlı hissettiğim zamanlarda “Her şey aynıymış gibi geliyor.” Hayatın değeri azalıyor gibi... Ama bu duyguların gelip geçici olduğunu da biliyorum. Düşüncelerime takılıp kalmamak için yazmaya başladım. Sorunlarımı bitiremeyecektim her zaman benimle geleceklerdi. Bu cümlelerim basit varoluşsal sancılar olarak gelmesin kimseye otuz senedir bu vücudu taşıyorum ve cidden sorunlarımdan sıkıldım. Sürekli aynı sorunların maskeleri değişip önüme geliyordu. Tiklerim, anksiyetem, kafaya saçma sapan şeyleri takmak artık cidden bunalttı beni. Kaliteli bir hayat yaşayamadığıma karar verdim. Ölümden çok korkuyorum. Hayatın benden sonra devam etmesi ve benim onları görememem beni çok korkutuyor. Yeni filmler çıkacak, yeni teknolojiler gelecek ben onları göremeyeceğim. Düşünmesi bile dehşet verici. 

Yakınımdaki insanlara sık sık bahsediyorum bu fikirlerimi. Derdim ilgi çekmek için değil. Destek aramak. Yardım çığlığı yani. Çaresiz hissediyorum. Hayatta başardığım sonuna kadar vardırdığım hiç bir şey yok. Şımarıklık mı diye de geçiyor içimden geçenler. Çünkü herkesin sorunu var herkes yoruluyor. Benim özelliğim ne de böyle yapıyorum diyorum. Ama tek bildiğim artık yorulduğum. Taşıyamadığımı hissediyorum. Hayat tek şeritli dar bir yol gibi asla kenara çekip dinlenebileceğimiz bir yer değil. Sürekli gitmek zorundayız. Sırtımdaki yükleri bir kenara atıp kenarda bir sigara içmek isterdim. Sık sık şöyle bir şey aklıma geliyor. Hani bilgisayarda oyun oynarken beceremediğimiz batırdığımız evreler vardır. Kayıtlı bölümü siler sıfırdan en temiz şekilde başlarız eski oyunu oynarken ki tecrübelerinizi yeni kayıtta yaparsınız. En çok istediğim şey bu. Elimdeki tüm imkanları bu fırsat için vermeye hazırım. Bunları neden anlattığımı da bilmiyorum aslında. Bu yazıyı kim okusun. İnsanın okurken bana ne demesi işten bile değil.

Abartıyor muyum acaba da diyorum. Sadece abartmak. İnsanların bana özel davranmasını mı istiyorum? Sürekli ben deliyim bana iyi davranın mı diyorum? Çok yorgunum. Depresyona girmek benim hobim gibi bir şey aslında. Ne zamandır işsizim. İyi hissettiğimi düşünüyordum. Tiklerim iyiden iyiye azalmıştı. Her şeyin bittiğini sanmıştım. Yukarda bahsettiğim şeyler burada başlıyor işte sorunlar sürekli peşimde nasıl mücadele edeceğimi bilmiyorum.

Huzur istediğim şeylerden biri... Kim huzurlu olmak istemez ki?

Bu yazıyı, zor zamanlardan geçtiğim bir dönemde kaleme aldım. Yalnız olmadığımı, bu düşüncelerin gelip geçici olduğunu biliyorum. Eğer siz de benzer duygular içindeyseniz, bir uzmandan yardım almak en doğru adım olacaktır. Hep birlikte iyileşebiliriz.

Bir Şemsiye Nasıl Mübarek Olur?

 Yeşilçam filmlerini izlemeye bayılırım. Sık sık seyrederim. Tekrar tekrar izlediğim film sayısı sınırsızdır belki de. Kibar Feyzo, Davaro, ...