Her gün işim
gereği trafikteyim. Yoğun akışın içinde boğuşuyor, bazen saatlerce aynı şeritte
sıkışıp kalıyorum. Sıkılmamak için –biraz da merakımdan– çevremdeki arabaları
ve insanların hâllerini izlerim. Kimi camlarını tamamen açıp son ses müzik
dinler. Çaldıkları şarkıya göre karakter analizi yapmaya çalışırım. Ne kadar
doğru sonuç verir? Tartışılır. Elbette rock dinleyen neşelidir, türkü dinleyen
suskundur diye bir genelleme yapmak mümkün değil.
Eğer bir araba
beş dakikadan fazla peşimde aynı hızla gidiyorsa, ister istemez dikiz
aynasından sürücüye ve yanındaki yolcuya bakarım. Sohbetlerini tahmin etmeye,
sosyal hayatlarıyla ilgili küçük kafayı yorucu senaryolar kurmaya başlarım.
Biliyorum, bu biraz “manyaklık” sayılabilir. Ama bana yazacak malzeme de
çıkıyor işte. Mesela, iki kişi sakin sakin konuşuyorsa “Bunlar evlidir ama uzun
yıllar geçmiş,” diyorum.
Trafikte
sıkışıp kalmak zaten yeterince sıkıcı bir şey. İnsanların tepkilerine
bakıyorum. Sürekli oflayıp puflayan varsa bir yere yetişmeye çalışıyordur.
“Belki iş görüşmesine geç kaldı,” diyorum. “Belki de patronuyla kavga etti,
kafasında plan yapıyor… Kim bilir, belki onu öldürmeyi bile düşünüyordur,” diye
kendi kendime saçmalıyorum.
“Herkesin
tenceresi kapalı kaynar” diye bir atasözümüz vardır. Karşımızdakinin ne
düşündüğünü asla bilemeyiz. Benim tüm gözlemlerim sadece varsayım; tamamen
uydurduğum hikâyeler… Gözlerinin içi gülen biri, sen fark etmeden hakkınla
ilgili kötü planlar yapabilir. Sana kayıtsız görünen biri içten içe sana hayran
olabilir. Ya da seninle ilgili tereddütlerini söylemeye cesaret edemeyebilir.
Hayatta
çoğumuza sorulan meşhur bir soru vardır: “Özel bir gücün olsa ne isterdin?”
Kimisi uçmak ister, kimisi görünmez olmak, kimisi lazer göz… Ben hep aynı
cevabı verirdim: insanların zihinlerini okuyabilmek. Benimle ilgili ne
düşünüyorlar, neden düşünüyorlar? Bunları öğrenmek isterdim. Benimle ilgili
konuşulan her şeyi bilmek isterdim. Ama sonra aklıma şu söz geliyor: “Cahillik
mutluluktur.” Belki de bazı şeyleri bilmemek bizi gereksiz yüklerden korur.
Tıpkı öleceğimiz günü bilmemek gibi. Yüce yaratıcı bunun faydalı olacağını
düşünseydi, elbet bize bu yeteneği verirdi.
Sonuçta
bunların hepsi birer varsayım. Bu yazıda da sadece hayalleri konuştuk. Hayal
kurmak… Gözlem yaparken bile hayal kurmak… Bunlar beni en çok mutlu eden
şeylerden. Bu özelliğimi hep sevdim, hep de seveceğim.




