Normalde buraya her hafta yazı yazardım. Son iki aydır ne fırsat bulabildim ne de aklıma yazacak bir konu geldi. Gerçi eskiden de öyle konu bulup yazmazdım. Hep kullandığım bir tabir vardır ya; "Sadece yazmak..." İşte bugün yine onu yapmak istiyorum.
İnsan değişiyor. Düşünceleri değişiyor, alışkanlıkları değişiyor. Burayı açtığım zaman "Herhalde ömrümün sonuna kadar yazarım." diyordum. Ama son zamanlarda sanki yavaş yavaş uzaklaşıyorum buradan. Hobi olarak başlamıştım. Belki de hobimden vazgeçiyorum. Oysa bana çok iyi gelen bir hobi bu. İnsan bir şeyler üretince gerçekten kendini daha iyi hissediyor.
Çok sıcak bir pazar günü. Ter içindeyim. Bilgisayar da hiç yardımcı olmuyor; bütün gücüyle fanını çalıştırıp odayı daha da ısıtıyor.
Odamın kapısı uzun zamandır kapalıdır. Kapı açık uyuyamam. Belki de bunun sebebi odamda sigara içmemdir. Yazılarımda da ne kadar çok sigaradan bahsediyorum. Dışarıdan biri okusa sigara şirketleri sponsor olmuş sanacak. Tam bunları yazarken hava temizleyicim çalışmaya başladı. Sanırım bana sessizce, "Yine mi sigara?" diye söyleniyor.
Son zamanlarda fark ettiğim bir şey var.
Hayatta bazı şeyleri bu kadar kafaya takmamak gerekiyormuş. Para, borç, sahip olduğumuz eşyalar... Bunların hepsi gelip geçiyor.
Ben mesela eşyalarıma fazlasıyla bağlıydım. Özellikle kitaplarıma.
Kitaplığımdaki hiçbir kitabı kimseye vermezdim. Birisi ödünç istediğinde içim rahat etmezdi. Geri gelmeyince de günlerce canımı sıkardım.
Geçenlerde kitaplığımdaki, benim için çok değerli olan bir kitabı kız arkadaşıma verdim.
Ve hiçbir şey olmadı.
Ne uykum kaçtı ne de pişman oldum.
O an anladım ki aslında kitaplara değil, onlara yüklediğim anlamlara bağımlıymışım.
Benim bağımlılığım kitap olabilir. Bir başkasının parası olabilir. Başka birinin yıllardır sakladığı eski bir bardak...
İnsan, farkında olmadan eşyalara bağlanıyor.
Çocukluğunuzu hatırlayın.
Annelerimizin salonlarında süslü büfeler olurdu. İçlerinde çeyizlik tabaklar, bardaklar... Haftada bir tozları alınır ama kimse onları kullanmazdı. Hep vitrinin içinde beklerlerdi.
Bazen düşünüyorum da...
Belki kendi aralarında konuşuyorlardı.
"Yıllardır buradayız. Bir sofraya bile çıkmadık. Evin diğer odalarını bile göremedik."
Kulağa komik geliyor ama aslında insanlar da bazen eşyalarına bunu yapıyor.
Para için de aynı şey geçerli.
Çocukken Sünger Bob izlerdim. Orada Bay Yengeç diye aşırı cimri bir karakter vardı. Bir bölümde rüyasında paraları ona "Bizi harca!" diye bağırıyordu. O sahne o zaman komik gelmişti.
Şimdi düşününce farklı geliyor.
Para da kullanılmadıkça sadece bekleyen bir araç.
Aslında bunları anlatmamın tek bir sebebi var.
İnsan hiçbir şeye bağımlı olmamalı.
Ne paraya...
Ne mala...
Ne de sahip olduklarına...
Çünkü bazen sahip olduğumuzu sandığımız şeyler, fark etmeden bize sahip olmaya başlıyor.
