Bizi biz yapan, bugüne
kadar yaşadığımız en küçük dahi olsa tecrübelerdir. Yani şunu demek istiyorum. Bugün
beni tanıyanlar “Emirhan nasıl biri?” sorusunu cevaplarken ne diyorlarsa bunu
hayatımda ki iyi, kötü, güzel, çirkin tecrübelere istinaden söyleniyordur.
Zeki insan en
aptaldan bile bir şey öğrenebiliyorsa zekidir. Başkalarının tecrübelerini yeniden
tecrübe etmek kadar aptalca bir şey yoktur. Yaşam dediğimiz şey tecrübelerin
oluşturduğu bir bütündür.
Aklıma bazen aynı
bir bilgisayar oyunu oynarsınız becerememişsinizdir, kayıtlı dosyayı siler
baştan oynarsınız. Bu geliyor. Yani klişe bir laf olan “dünyaya bir daha
gelseydin ne olurdu?” diye. Bu laf gerçekten bir paradoks aslında. Dünyaya bir
daha gelseydik aynı kişi olamayacaktık. “şimdiki aklım olsaydı yapmazdım” ancak
şimdiki aklına sahip olmanın sebebi bu boku yediğin için idi.
Yukarıda verdiğim
örneği sık sık düşünürüm. Acaba neleri farklı yapardım? Belki okulu bu kadar
uzatmazdım. Bitiremeyeceğimi anladığım anda bırakır evime dönerdim. Ancak orada
kazandığım tecrübeler olmayacaktı bu sefer. Diyorum ya yukarıda, hep bir şeyler
eksik kalacak diye.
Geçmiş diyoruz,
takılıp kalıyoruz eski hatalara. O hataları sevmek lazım aslında. O hatalar
bizi biz yapan. Yediğimiz kazıklar, düşüp kalktıklarımız, ayağa kalkıp koştuğumuz.
Sanki sen çok iyisin bu konuda Emirhan. Yirmi sene önce arkadaşına bağırdığın
anıyı çeviriyorsun kafanda. Kime akıl veriyorsun? “başkalarının tecrübelerini yeniden
tecrübe etmek kadar kadar aptalca bir şey yoktur.” Az evvel yazdım. Ama iyi ama
kötü otuz senelik bir tecrübeye sahibim.
Ama şunu da
biliyorum: Geçmişle kavga ederek bugünü kazanamıyorsun. Ne yaşadıysam, neyi
beceremediysem, neyin içine batıp çıktıysam… Hepsi beni buraya getirdi. Daha
iyisini bildiğim için değil, yaşadığım için böyle düşünüyorum. O yüzden
geçmişime kızmıyorum artık. Çünkü o olmasaydı, ben de olmazdım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder