Ramazan vesilesiyle ara sıra aşka gelip Çağrı filminin müziklerini açıp dinlemeyi çok severim. Gerçekten müthiş bir filmdir Çağrı. Dönemine damga vurmuş ve Müslüman olmayan insanlar tarafından yapılmış bir başyapıttır. Film o kadar içselleştirilmiştir ki Anthony Quinn’in canlandırdığı Hz. Hamza’yı film icabı şehit eden Vahşi karakterini oynayan Ronald Leigh-Hunt’ı insanlar “Sen nasıl Hamza’yı öldürürsün?” diye linç etmeye kalkmışlardır.
Filmin müzikleri o kadar iyidir ki insanı o yıllara götürür. Dinlerken mest olursunuz. Benim asıl söylemek istediğim ise şu: Bu ve benzeri müziklerin altına yorumlarda Türk halkının doluşup en çok Müslümanın kendisi olduğunu ispat etmeye çalışmasıdır.
İlahi dinlemek istersiniz, açarsınız. Sonra yorumları okumak istersiniz. Altta öyle yorumlar vardır ki…
“Allah’ım ne olur biri beğense de tekrar dinlesem huzuruna gelsem.”
Ya da “Allah’ım, peygamberimizin sevgisini kalbime verdiğin için sana şükürler olsun.”
“Subhanallah, ne güzel ses yarabbi.”
Benim kızdığım nokta şu: İnsanlar inançlı olabilir. Bunda hiçbir beis yok elbette. Ancak bunu insanların gözüne sokmak, ballandıra ballandıra anlatmak ve özellikle yorum kısmında yapmak bana abesle iştigal gibi geliyor. Normalde bu yorumları yapanların bir kısmı, yazdığı yorumun sayfasını kapatıp diğer sekmede porno açmaya gidiyor.
Ya da şöyle tipler de var yine YouTube’da: Bir vaaz videosu açarsınız. Hocaefendi bir konu üzerinde konuşuyordur. Yorumlara bakarsınız; “Hocamızın yüzünden nur damlıyor, hepimiz İslam’la şereflenelim.” Şimdi sen hocayı övdün diye cennete mi gideceksin be adam? Buna gerçekten çok canım sıkılıyor. Bu insanlar sadece internet ortamında da yok elbette. Gerçek hayatta aynı ortamda bulunduğunuzda da benzer davranışları sergileyen insanlara rastlıyorsunuz.
Bu durum biraz da Türk halkının bir şeyi fazla abartmasından kaynaklanıyor. Bir şeyi sevince ona bağlanma biçimimiz böyle. Futbol takımında da böyle, sevdiği şarkıcıda da böyle; yeri geliyor bir müzikte de böyle. Her şeyi abartan bir milletiz. Tuttuğumuz partiden kullandığımız telefona kadar… İlla ki onun fanı olmak zorundayız.
Belki de mesele gerçekten inanmak değil, inanıyor görünmektir. Yorumlara yazılan cümleler bazen bir duadan çok bir gösteriye dönüşüyor. Oysa inanç dediğin şey sessizdir. Kimseye kendini ispatlamak zorunda değildir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder