Düşünsenize, uçabildiğinizi. İstediğiniz yere, istediğiniz vakitte gidiyorsunuz. Ne trafik var, ne “arabanın muayenesi var gidemem” derdi, ne benzin masrafı… Harika olmaz mıydı?
Gelelim benim ne isteyeceğime.
Ben insanların zihinlerini okumak isterdim. Hayatım boyunca en çok merak ettiğim şeydir: Benim hakkımda ne düşünülüyor?
Kapalı kapılar ardında “Emirhan da şöyle biri…” diye illa ki konuşuluyordur. Önemli ya da önemsiz fark etmez. Arkadaşlarım, müdürüm, patronum, kasiyer kız, yoldan geçen amca… Herkesin zihninde nasıl bir insanım, bunu bilmek isterdim.
Aslında bu biraz hastalıklı bir düşünce de olabilir.
Çünkü insanların ne düşündüğü ne olursa olsun, sen kendi hayatını yaşıyorsunuz. Onların düşüncelerine uymayabilirsiniz de. Günün sonunda yine yatağa giriyorsunuz, başını yastığa koyuyorsunuz… ve yalnızsınız. Düşüncelerinizle baş başasınız.
Odanın kapısını kapattığınızda yine yalnızsınız.
Kendinize bile söylemeye utandığınız, kimsenin bilmediği düşünceleriniz olabilir. Ayıp da, günah da, doğru da, yanlış da… Hepsi sizin zihninizin içinde.
“Ben hiç kötü düşünmem” diyen varsa, biraz afakî konuşuyordur. Genelleme yapıyorum ama insan zihni bu… karanlık tarafı da var.
Bir de bildiğimizi varsayalım… Muhtemelen ortalık karışırdı.
Yüce yaratıcı herkesin içini biliyor. Buna rağmen dünyaya doğrudan müdahale etmiyor; daha çok düzenin akışına bırakıyor. Çünkü dengeyi kuran da o.
Peki biz?
Sınırlı iradeye sahip insanlar olarak herkesin zihnini okuyabilseydik… ne olurdu?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder