İnsanların ihtiyaçları yıllar geçtikçe değişiyor, gelişiyor. Sürekli başka şeylere bağımlı hale geliyoruz. Hayatımızdan o şey kısa bir süreliğine dahi çıksa alt üst oluyoruz. Teknolojik gelişmelerden bahsediyorum elbette. En basitinden başlayalım…
Tekerlekten ele alalım. Bilmiyorum ama düşünüyorum ki tekerleği bulan insana “bunu nereden buldun, ne gerek vardı?” diyenler olmuştur. Ancak bugün baktığımızda tekerlek olmasa lojistik sektörü diye bir şey olmazdı, gıda sevkiyatı yetersiz kalırdı, şehirlerde birbirimizi yerdik. Sadece basit bir taşımacılık meselesi değil bu; iş yükümüzün ne kadar artacağını az çok tahmin edebilirsiniz.
Ateş örneğine gelelim. İnsanlar başta çiğ yemeği normal görürken, bugün kimsenin eti çiğ yiyebileceğini sanmıyorum. Hatta birçok ileri teknoloji, temelde ateş sayesinde gelişti. Sadece yiyecek değil; ısınma, aydınlanma, güvenlik… Hepsi onunla birlikte ilerledi.
Yukarıda saydıklarım, aşağı yukarı insanlık tarihi kadar eski icatlar. Bunlarsız bir hayat artık düşünülemiyor. Bir de Endüstri Devrimi’yle birlikte hayatımıza giren ve vazgeçilmez hâle gelen icatlar var ki insanı daha da düşündürüyor: Ne ara bu kadar bağımlı hale geldik?
Elektrikten başlayalım. Şu an hayatımızdaki çoğu eşya, alet edevat — aklınıza ne gelirse — elektrikle çalışıyor. İş dünyası tamamen elektriğe bağımlı. Evde elektrik kesilip biraz uzun sürünce, telefona sarılıp elektrik idaresini aradığınızı hatırlarsınız. Yıllar önce Türkiye genelinde saatler süren bir elektrik kesintisi yaşanmıştı; hatırlayanlar vardır. İnsanlar, jeneratörü olan marketlerde rafların arasında telefonlarını şarj ediyordu. Trajikomik bir manzaraydı. Hastaneler bazı bölümlerini kapatıp hastalarını başka yerlere sevk etmek zorunda kalmıştı. İnsanlar adeta bir uzvunu kaybetmiş gibi elektrik arıyor, bütün düzenleri alt üst oluyordu.
Cep telefonları, daha doğrusu artık yaygın adıyla akıllı telefonlar… Artık elimiz kolumuz durumunda. Çoğu işimizi onunla yapıyoruz. Bundan otuz sene önce “tuvalette uçak bileti alacaksın, havale yapacaksın” deseler “hadi oradan” derdiniz. Ama bugün telefonlarla yapabildiklerimizin sınırı yok. Şahsen ben geceleri ona bakmadan uyuyamaz oldum.
Beni en çok şaşırtan ise internet, özellikle de wi-fi teknolojisi. Ne ara bu kadar gelişti, ne ara hayatımıza bu kadar girdi, aklım almıyor. Buradan çektiğin bir fotoğrafın saniyeler içinde dünyanın öbür ucuna gitmesi… Bu gerçekten tahayyül etmesi zor bir şey. Üstelik öyle büyük, gizli bilgilerden bahsetmiyorum; arkadaşına şaka olsun diye attığın saçma bir fotoğraftan söz ediyorum. Buna rağmen bu kadar hızlı, bu kadar kolay… Aklım almıyor. Bu kadar bağımlı olmamızı da anlamıyorum.
Daha akaryakıtı, içten yanmalı motorları, bilgisayarları, uydu teknolojisini saymadım bile. Teknoloji öyle bir noktaya geldi ki hayatımızın içine tamamen işlemiş durumda. Bu icatlar olmadan bir dünya artık neredeyse düşünülemiyor. Cebimizde taşıdığımız ufacık bir kutuya bağımlı hale gelmiş durumdayız. Evet, hayatımızı kolaylaştırıyor, o ayrı. Ama bu teknolojilerin bizden götürdükleri… O da başka bir yazının konusu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder