✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram

30 Temmuz 2025 Çarşamba

Bir Apartmanın Hafızası

 



            Burada genelde kendi deneyimlerimi anlatıyorum. Yeri geliyor tarihten örnekler veriyorum, yeri geliyor basit hikayeler yazıyorum. Şimdilik bu şekilde gidiyor. Ama anlatacak bir şey de bulmak zor. Bazen kesiliyor. O günlerden biri bu. Son birkaç yazımı incelediğimde bunu görüyorum. Buradan reklam geliri almak istediğimde Google bana düşük içeriklisin arkadaş dedi. O da beğenmedi yazılarımı. Acaba neden diyorum. Çevreme gösterdiğimde gayet olumlu tepkiler alıyorum. Ancak belki de ayıp olmasın diye söylüyor olabilirler. Bunu bilmek zor. Keşke şöyle objektif şekilde inceleyen biri olsa. Elbette yakınlarım da incelerken eleştiriler sunuyor ama şöyle bir gerçek var onlar beni seviyor ve bu hobimi kaybetmemi istemiyor. Bu da olur.

            Son günlerde hastane işleriyle uğraşıyorum genelde, amcam beyin kanaması geçirdi ve yoğun bakımda yatıyor. Hastanede durup durup beni soruyormuş kendisi aynı zamanda alzheimer hastası. Muhtemelen son zamanlarda yanına çok gidiyordum beni hatırlıyor olabilir. Kendisiyle garip tatlı bir ilişkimiz var aslında. Babamla sık sık kavga eder. Yıllar önce gene babamla kavga ettiği günlerden biri yolda yürürken kendisini gördüm selam verdim “bana amca deme ben senin amcan değilim” dedi. Tabi bunu ciddiye alacak değilim dediğim gibi amcamı tanıyorum. Siniri birkaç saat sonra geçecek eline telefonunu alacak eve gelecek ve “Emirhan ağzuna gurban olayım şu tilifon dönmüyor” diyecek. Telefon da arama yapıldığında telefon simgesi etrafında bir işaret dönüyor ona söylüyor dönmüyor diye. Yıllardır bana bir çift ayakkabı sözü var. Hala alacak tabi(!)

            Tabi sürekli Emirhan demesi amcamla sürekli olan iletişimimizden kendisi çocuk gibi. Babam kardeşlerin en küçüğü, amcam en büyüğü olmasına rağmen amcam gelip sürekli en basit şeyi dahi babama ve bana sorar. Bunda kendisinin okur yazarlığının olmaması ve diğer amcamların başının kalabalık olması var elbette. Genelde düğün, dernek, cenaze, sünnet, hastane ziyareti, akraba görmelerine babam temsilen gider. Amcamların hepsiyle aynı apartmanda kalıyoruz elbette bunun için. Büyük amcam da onun için yanımıza geliyor.

            Üç amcam var ve babamı da katarsak dört kardeşin dördü de birbirinden o kadar farklı ki. Hani derler ya beş parmağın beşi de bir olur mu diye aynen öyle. Benzer kısımları sadece saman alevi sinirleri bağırarak konuşmaları. Amcamları kendi evlerinde telefonla konuşurken kendi evinizden rahatlıkla duyabilirsiniz. Karşıyı da duyabilirsiniz zira o da bağırarak konuşur muhtemelen bir köylümüzle akrabamız ile konuşuyordur.

            Yakın bir döneme kadar kurban bayramlarında evimizin arka bahçesinde kurban keserdik. Şimdi hepsi yaşlandığı için bunu yapmıyoruz. Büyük bir seremoni olurdu. Bayram namazı kılındığında kahvaltı dahi edilmeden hatta babamın iki büyüğü olan amcamın acele edeceğini bildiğimizden babam her bayram “koş Emirhan amcan tosunu yatırmadan yetişelim” esprisi muhakkak olurdu camii çıkışı. Eve gelinir hızlı hızlı tulumlar giyilir, kolum kadar bıçaklar hazırlanır, aşağıya gürültü patırtı ile inilir. Her katın kapısına vurulur “hadi arkadaş inmiyor musunuz ya hu” diyerek kızılırdı.

            Kurbanda herkesin bir görevi vardı babamın iki büyüğü amcam kafayı keserdi. Onun küçüğü calaskal ve taşıma vs. işlere koşardı. En büyükleri getir götür vs. yapardı. Babamın görevi tartı pay etme etleri takip etme işleri yapardı. Kuzenler olarak da görevlerimiz vardı. Bir kuzenim kafanın derisini soyardı bir kuzenim boylu poslu olduğu için keza ben de aynı şekilde tosunu devirme tutma görevimiz vardı. Bir kuzenim etleri parçalama işleri olurdu kimisi kemikten ayırma görevi olurdu. Ancak kesinlikle herkes her sene aynı işi yapardı. Kimse ben ne iş yapayım demezdi. Ancak dediğim gibi amcamlar yaşlandı ve o koca hayvana artık güç yetiremiyoruz aile olarak.

            Biz aile olarak aile apartmanında oturuyoruz bunun zorlukları yok değil mi kesinlikle var. Ama güzellikleri de var elbette. Her şeyde bu iki mevhum muhakkak olur iyi kötü, güzel çirkin. Ama bir arada yaşıyoruz yıllardır. Yaşamaya da devam ediyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Notalara Saklanmış Hikâyeler

 İyi şarkı dinlemeye bayılırım. Şarkı dinlemek benim için yemek yemek, su içmek gibidir. Şarkı dinlerken sözleri anlamaya çalışır, notaları ...