✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram

1 Ağustos 2025 Cuma

Çocukluk Değişti, Biz de Değiştik


 


            Tipik doksanlar çocuğu olarak mahalle abileriyle büyüm. Çocukluğumun büyük bir bölümü onlarla geçti. Onları yeri geldi akran gibi gördük nesilce. Şimdilerde çoğunlukla görünmeyen mahalle maçlarında beraber oynardık. Onlar bizden kadro kurarlardı bize taktik verirlerdi. Aşağı mahalle ile maç yapardık. Eğer kaybedersek vay halimize, abinin hışmına uğrardık. Bize çok kızardı. Sadece futbolda da değil tabi bir çok konuda bize yardımcı olduğu da olurdu mahalle abilerinin. Kimisi derslerimize yardım ederdi, kimisi dediğim gibi futbolda, kimisi nasıl kız tavlanır anlatırdı. Elbette sevmediğimiz abiler de olurdu gördüğü yerde alay malzemesi eden abiler de vardı. Bizde ki kolyeye, bilekliğe vs. “bakacağım ulan korkma” dedikten sonra “hadi şimdi git ben veririm sana” derlerdi. Ona soğuk su içersiniz tabi sonra.

            Bu devir sona erdi tabi. Ben de mahalle abisi olmak çok isterdim. Hep çocukken hayaller kurardım abi olunca şöyle yapacağım böyle yapacağım diye. Tabi sokakta çocuk bulmak mümkün değil. Varsa bile birkaç tane onlar da sana selam vermiyor tanımıyorsun bile. Klişe lafları pek sevmem hani herkesin yaptığı bir çıkarım vardır. Çocuklar tabletten başını kaldırmıyor ki sokakta oynasınlar biz şöyle oyunlar oynardık böyle oyunlar oynardık diye. Bu tabire hak vermekle birlikte eksik olduğunu kabul etmek lazım. Şeker kardeşim senin zamanın da seni bu kadar meşgul edecek bir ekran var mıydı? Senin tek derdin misketini arkadaşına kaptırmaktı. Şimdi çocuk o ekranda neler yapıyor. Kod yazan çocuk bile var ne diyorsun sen. Kaldı ki sen de o telefona gömülmüş durumdasın. Çocuk bakıyor anne telefona gömülmüş, baba telefona gömülmüş, abi, abla, amca, teyze hepsi telefonda. Çocuk yalnız. Senin zamanında GTA Vice City diye bir oyun vardı Tommy daha denizde bile yüzemiyordu. Onun oynadığı oyunlar o kadar gelişmiş ki. Az evvel dediğim gibi kod yazan, tasarım yapan, kendi kendini bu minvalde yetiştiren çocuklar azımsanamayacak kadar çok. Kaldı ki oyuncaklar geçmişten bu güne oldukça değişiyor.

            İstanbul Kadıköy’de çağdaş şairimiz Sunay Akın’ın tamamı kendi koleksiyonu olduğu, kendi kurduğu bir İstanbul Oyuncak Müzesi var. Bir çok ülkeden bir çok yıldan oyuncaklar var. Japonya, ABD, Almanya ve tabi ki Türkiye… En eski oyuncağın 1890 tarihli olduğunu hatırlıyorum. Çocukların o yıllarda çok ayrıntılı dükkan, mutfak maketleri ile oynadığını görebilirsiniz. Her parça özenle yapılmış ve muhtemelen elle boyanmış. Oldukça da çeşitli eşyaları var muhteviyatında. Yani o oyuncağı gördüğümde oturup ben oynamak istedim o kadar güzeldi. Genelde 1890’lı yıllarda çocuklara bu oyuncaklar verilmiş. Tabi dönemini de bilmek gerekir zira o dönem araba doğru dürüst bile yok ki çocuğa araba oyuncağı verilsin. Çocuklara iyi bir anne baba olabilmeyi öğretmek adına mutfak maketi vs. veriliyor. Daha sonra 1900-1910-1920’li yıllarda uçaklar arabalar görülüyor. Keza bunlar da çok fazla ayrıntılı kesinlikle üstünkörü yapılma olarak görülmüyor. Tabi bunda fabrika ve seri üretim ile alakalı. Ayrıca çağımızın sürdürülebilirlik adı altında minimize etmeyle alakalı.

            Dünyada faşizmin yükseldiği İtalya, Japonya, Nazi Almanya’sının dönemlerinde ilginçtir oyuncaklar propaganda amaçlı kullanılmış. Bebek Nazi askerleri, parti bayraklarının minik halleri, tanklar, uçaklar, zeplinler kısacası bu devletlerin kullandığı tüm araç ve gereçlerin oyuncakları yapılmış. İlerleyen yıllarda Soğuk Savaş döneminde uzay mekikleri, astronotlar, robotlar yapılmış. Keza bunlar da propaganda amaçlı. Zira Sovyet Rusya ve ABD arasında uzay savaşları mevcut.

            Her şey değişir elbette oyuncaklar, oyunlar da. Geçmişte çocuklar bunlar ile oynarken şimdilerde her şey elektronikleşmiş durumda. Elbette sokakta çocuk göremememizin bazı sebepleri var. Toplum olarak bu sebepleri ortadan kaldırmaya çalışırken kendimizi de değiştirmeliyiz. Telefona bakıyor diye kızdığımız çocuğumuza önce kendimiz telefonu bırakmayılız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Notalara Saklanmış Hikâyeler

 İyi şarkı dinlemeye bayılırım. Şarkı dinlemek benim için yemek yemek, su içmek gibidir. Şarkı dinlerken sözleri anlamaya çalışır, notaları ...