Senden nefret ediyorum, her sabah bana
ana avrat küfrediyorsun. Halbuki işimi yapıyorum. Evet benim doğru tahmin çalar
saatin. Her gün sadece işimi yapıyorum sabahları seni kaldırıyorum. Hak ettiğim
bu mu? Her sabah küfür dinlemek... Patronunla ettiğin kavgadan bana ne, işe
gitmek istemiyorsan bana ne? Tembel pezevenk! O kadar üşengeçsin ki yıllardır
seninleyim tüm insanlar artık telefonuyla uyanırken sırf sürekli yeniden alarm
kurmamak için beni atmıyorsun kullanıyorsun. Yıllardır aynı komodindeyim kardeşim, insan sıkılır da değiştirmek ister ya hu!
İşte yine başlıyoruz, saat gece iki
beyefendi yatağa yeni giriyor. Madem uyanamayacaksın sabah, erken gir şu yatağa değil
mi? Gamsız da herif, yatağa giriyor kafayı yastığa koyuyor pat diye uyuyor. İnsan
biraz düşünür bugün ne yaptım nasıl geçti gün ne bileyim ettiğin kavgayı kafanda
çevir, şöyle derdim böyle derdim diye. Nasıl uyuyabiliyor anlamıyorum. Sabah yine
küfür kıyamet kalkıyor içerden seslerini duyuyorum yüzünü bile yıkamadan koştur
koştur gidiyor işe.
İnsanlar uyanmak için çalar saat
kullanıyor halbuki sirkadiyen saat denilen mevhum elli yıl içerisinde mahvoldu.
Gece çalışmak gibi saçma bir şey çıkarıldı. Yüce yaratıcı geceleri dinlenmek
için yarattı. Gece çalışılmasını isteseydi insanoğlunun sağına soluna far
yerleştirmez miydi? Lambanın bulunması şurada yüz yirmi senelik bir olay. İnsanoğlu
on binlerce yıldır yaşıyor. Tüm dünya gece olduğunda uyuyor, gün aydınlandığında
uyanıyor. İnsanlar gariptir gece gündüz sürekli uyanık. Çok merak ederim acaba
tüm dünyada insanlar da dahil uyusaydı neler olurdu. Gerçi dünyanın yarısına güneş
hala vuruyor. Saçma bir düşünce olurdu bu.
Gece ilerliyor horultuların rahatsız
etmiyor artık beni, alıştım. Dışardan gelen şehrin sesleri hala uyanık olanların
var olduğunu bilmek rahatsız ediyor sadece. İnsanlar neden uyumuyor aklım
almıyor. Akşam vakti duştan çıkmış yeni yıkanmış gecelikleri giymişsin, yatağa
temiz çarşafları sermişsin, yatağa atıyorsun kendini, oh mis… Bundan büyük
saadet var mı? Hele bir sabah olsun gör bak nasıl uyandırıyorum seni gene. En yüksek
ayardayım gene, kulaklarının pasını alacağım gör sen.
Saat gece beş oldu gene o sarhoş Kerim
geçiyor sokaktan. Gene naralar atıyor umarsızca. Sen ona da küfür ederdin gene
başladı Kerim diye. Kendi kendine anlatmaya başlıyordun sonra. “Sevdiğin kızı
vermediler diye berduş oldun çıktın. Bu kadar içen adama kız verirler mi?” diye
devam ediyorsun hep sonra. Kerim sabahları uyanmak zorunda değil barakadan
hallice bir yerde yaşıyor. Kim ona alkol parası verirse işini yapıyor, akşama
kadar uyuyor, sabaha kadar da içiyor. Sen kendi derdine yan. Patronun bu ay bizi
çıkarır mı diye korkundan sabah ezanıyla uyanıyorsun.
Ezan demişken sabah ezanında tüm köpekler
havlamaya başlıyorlar. Neden havlıyorlar hala anlamış değilim. Korkudan mı,
sinirden mi? Bir gün şey demiştin sen, ne demiştin dur bakayım “dinci kesim tüm
kainatın Allah’ı tesbih ettiğini söyler” demiştin. Belki de öyledir kim bilir.
Vakit daralıyor, uyanacaksın
birazdan kim bilir hangi karıyı görüyorsun rüyanda. Geçen şirkette sıkıştırdığın
Necla’yı mı yoksa? Sen telefonda konuşurken duydum. “karı ilik ilik oğlum sen ne
diyorsun?” diyordun. İğrenç bir adamsın sen. Belki bana her sabah sövmesen
yaptığın her şeye göz yumacaktım iyi arkadaş olacaktık. Belki ben seni tatlı tatlı
uyandıracaktım her sabah o zaman. Belki de dediğim telefona geçecek beni
emekli edecektin. Sesimi duymamak için de salona alacaktın beni. O zaman seni
hiç rahatsız etmezdim. Bu sefer güzel
anılarına şahit olurdum. Belki hoşlandığın kızla buluşma saatini gösterecektim
sana heyecanlı heyecanlı bana bakacaktın, dakikalarımı sayacaktın. Şimdi ne
yapıyorum her sabah senin pis suratını görüp, küfürlerini işitiyorum.
Vakit geldi birkaç dakika var gene o
kulakları yırtarca çalan zilim duyulacak gece sona ermiş olacak. İşte geldi. “amına
koyduğumun saati gene çalıyor. Bıktım siktiğim işinden.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder