Herkesin unutamadığı anılar vardır.
İnsanlara, eşine, dostuna zevkle anlattığı anılar vardır. Anlattıkça da anlatır
hatta. Kimisi misal bir ülkeye gitmiştir orayı sürekli anlatır. Kimisi de
askerlik anılarını, ki Türk erkeklerinin yegane hatıralarından biridir bu,
anlattıkça anlatır. Hatta anlatılan kişiler iyi ki gittin kardeşim ne anlattın
diyebilir. Benim askerlik anım pek yok zira sabah 4’te kalk izmarit topla, tank
yıka, yat, kalk, sürün ile geçti genelde. Ancak yine de çokça anım var bunu
başka bir yazıda anlatırım. Farklı bir ülkeye de gitmedim. Benim en çok
anlatmayı sevdiğim anılarım üniversitede otostop anılarımdır.
Üniversitedeyiz, aklımız bir karış
havada. Heyecan arıyoruz sürekli ancak aklımıza pek bir şey gelmiyor ne yapalım
derken otostop çekip şehir şehir gezme fikri geldi aklımıza. Sene 2014-15
civarı henüz hala insanlar birbirinden bu kadar korkmuyor yabancıları
arabalarına alabiliyordu. Televizyonda her gün o onu kesti biçti haberleri var
ama hala insanlarımız güveniyordu bir şekilde birbirine.
Çantalarımızı hazırladık sırtladık
Bursalılar bilir Görükle otobanının Karacabey yönüne çıktık. Başladık parmak
kaldırmaya, daha önceki yazımda bahsettiğim Seda ile yapıyoruz bunları tabi.
Bana cesaret veren de oydu elbette. On on beş dakika sonra bir tırcı abi
yanaştı “nereye gençler” dedi. Aklımıza hemen İzmir gelmişti. Düşünmemiştik
nereye gideceğimizi. tırcı dayı atlayın Menemen’e gidiyorum oraya kadar
gideriz dedi. Sevinçle atladık gidiyoruz. tıra binerken ki racon ayakkabıların
çıkarılmasıymış. Hemen oracıkta öğrendim. Zira içi evinizin salonu gibi adeta.
Sigara ikramları başladı. Nerelisiniz nerden geliyorsunuz falanlar… Baya koyu
bir muhabbete daldık. Abi yıllardır Yalova İzmir yolunu sık gittiği için
virajların sayısına kadar biliyordu. Hatta Balıkesir’in bir kazasından geçerken
içeri oda kokusu sıktı yol kenarında tavuk çiftliği varmış kokuyu sıktıktan beş
dakika sonra oranın kokusunu da aldık.
Sırayla uyuduk haliyle gece vaktiydi
yol tabi. Abinin derdi yolda yalnız gitmeyeyim laflarım uykum gelmez tabi.
Laflayacak nöbetçi bırakıyoruz yani. Elimiz sigara paketimize gittiğinde abi
hemen bağırıp “oradan yakma benden iç aman ha” diyordu sürekli. Sigara
kullanmayan tır şoförüne hiç rast gelmedim. Kendi paketimizi içmediğimiz gibi
her indiğimiz arabadan paket paket sigarayla iniyorduk. Menemen’ e sabaha karşı
geldik. Sıra İzmir’e gitmekteydi. Bu sefer bir kamyona denk geldik. Arabada her
şey ama her şey vardı. Kettle, fırın, ocak, çaydanlık, televizyon artık
aklınıza ne gelirse. Dayalı döşeli halılar bile. Gene sigara ikramları. Abi diyoruz
var sigaramız “yok illa ki benden alacaksınız” geliyor hemen.
İzmir’e sabah vardık. Hala var mı
bilmiyorum Facebook’ta İnterrail Türkiye coach grubundan kendimize kalacak yer
ayarladık. İnsanlar böyle otostopçulara evlerinde kalacak yer ayarlıyorlar.
Öyle bir sayfa. Sanki kırk yıllık ahbap gibi ağırladılar bizi. Kahvaltılar vs.
neyse kordona indik birer bira içip kalkıp tekrar yola koyulduk. Sanki İzmir’e
gidip ne yaptık. Dediğim gibi sadece bira… dönüş yolu da gene tır ile oldu. Bu
sefer şanslıydık direkt Görükle’ye birini bulmuştuk. Muhabbetler goygoy, gırgır, şamata hatta yolda müzik açıp küçücük kabinde dans ettik kahkaha eşliğinde. O
abinin adını bile hatırlıyorum İbrahim abi. Renault bir tırı vardı. Yazıyı
okuyacağını sanmıyorum ama selam olsun ona.
Daha anlatacağım anılarımı elbette.
Karşılaştığım zorlukları sıkıntıları da anlatacağım. Otobanın kenarında
arabadan kovulmamı da… Bu böyle kısa bir yazı bir giriş olsun dedim. O günleri
hep özlüyorum. Şu an üstüne para
verseniz dahi yapamayacağım bir şey. Zira devir eski devir değil. Ama belki
yine cesaretim gelirse yine yapabilirim. Belli mi olur?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder