Sık sık Milliyet Gazete arşivini
karıştırırım. Eski haberleri okumak ve o günün bilgileriyle günümüz arasında
karşılaştırma yaparım. Bana biraz olsun meşguliyet sağlıyor bu durum. İlginç haberler
sarı sayfaları zevkle okurum. Örneğin eskiden kimliklerimiz kaybolduğunda gazetelere
ilan vermek zorundaydık. “Emirhan Kızıltaş kimliğimi kaybettim hükümsüzdür” eğer
bu ilanı vermezseniz başınız belaya girebilirdi. Dolandırıcıların eline eğer
kimliğiniz geçerse henüz internet de yaygın olmadığından o kimlikle işlem
yapmaları işten bile değildi. Kulağa ne kadar çağ dışı geliyor değil mi? Ancak böyle
bir çözüm bulunmuştu.
Yine bugün haber incelemesi yaparken
doğum günümde çıkan gazeteye bakmak fikri aklıma geldi. 12.05.1995 tarihli gazeteyi
heyecanla açtım. Sayfalar arasında gezerken küçük boylu bir kupür gözüme
ilişti. Dönemin ANAP’lı Adalar Belediye Başkanı Can Esen belediyeye devrim niteliğinde
bir gelişim sunmuştu. Vakumlu akülü süpürgeler…
Başkan gururla gazetecilerin
karşısına çıkıp çalı süpürgesinin ve teneke kutuların artık tarihe karıştığını söylüyordu.
2025 yılında baktığımızda hala bunların kullanılması gerçekten gülünç, başkanın
önsezisinin geçersiz olduğunu gösteriyor. Bir çok insan önsezi yapıyor ancak
bir kısmı tutmuyor. 2011 yılında Arap Bahar’ı patlamış bir çok Arap ülkesinde isyanlar
iç savaşa dönmüştü. Suriye de bunlardan nasibini almış onlar da isyan
etmişlerdi. Daha olaylar yeni başlamıştı. Herkes tüm dikkatiyle Ortadoğu’yu
izlemekteydi. Bir akademisyenimiz bir tweet atmış “Suriye Arap devletleri
arasında en oturmuş devlettir gösterilerin bir iç savaşa dönüşmesi mümkün
değildir” demişti. Şimdi bu tweeti yorumlamak için sokağınıza çıkın ve kaç Suriyeli
ülkemizde bakın.
2019-2020’ye gidelim Çin’in Wuhan
şehrinde Covid diye bir hastalık çıkmış halk eziyet çekiyordu. Çin çok uzaktı
ama insanlar korkuyordu. Yine o akademisyenimiz sahneye çıktı ve bir tweet daha
attı. “Çin çok büyük bir devlet virüs şehrin dışına çıkmadan bitirecektir. Filmlerde
gördüğünüz gibi bir pandemi söz konusu değil” demişti. Yine takdiri size
bırakıyorum, yaşadıklarınızı. Netice itibariyle önsezi herkesin harcı değildir.
Yine konumuza dönecek olursak. Adalarda
ki bu gelişme cidden önemliydi zira orada motorlu taşıt yasaktı. Bu akülü
arabalar gerçekten işe yarayacaktı. Önemli turistik bir yerdi Adalar. Hala faytonlar
ile ulaşım sağlanıyordu aradan geçen 25-30 sene sonra ancak atlar kaldırılabilmişti.
Can Esen açıklamasının devamında Avrupai şehircilik anlayışı olduğunu söylüyordu.
Bizim yenileşme hareketine hala daha devam ettiğimizi gösteriyor bu olay. 1995’ten
bu yana ne kadar “Avrupai” olduğumuz da tartışılır.
O gün akülü arabalar “devrim
niteliğinde” sayılıyor yine 56k modemlerin dülü dülü zırr sesleriyle bağlandığımız
internetler yine aynı niteliği taşıyordu. Bugün yine internetlerimiz operatörler
sağ olsun(!) gayet iyi olsa da çok yetersiz. Dünyanın yine en kötü internetleri
arasındayız. Neye “devrim niteliğinde” dediğimiz çok önemli.
Bahsettiğim kupürün yanında yine bir belediyecilik haberi vardı. Orada da Eminönü belediyesinin DİSK aracılığıyla yaptığı grev vesilesiyle çöp işçilerinin iş bırakmasıyla Eminönü'nde çöp dağları oluştuğu yine ANAP’tan Başkan Doç. Dr. Ahmet Çetinsaya işçiler grevde olduğu için tulum giyip eline kürek alıp çöpleri topladığı haberi vardı. Yakın dönemde aynı buna benzer bir hadise yaşadık. Tarih tekerrür ediyor. İzmir’de işçiler yine DİSK ile greve gitmiş başkan tulum giyip çöp toplamıştı. Olayın arka planlarıyla ilgili çok düşünüldü, çok söylendi. DİSK’in artık iktidar yanlısı olduğu milleti meşgul etmek amaçlı yaptığı söylendi. Muhalif belediye başkanını zor durumda bırakmak amaçlı olduğu söylendi. Yine takdir değerli okuyucularımda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder