✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

21 Ağustos 2025 Perşembe

Bir Telefon, Bir Randevu ve Yeni Bir Başlangıç

 


        Aylardır yazmak istediğim yazıyı nihayet yazıyorum. İş buldum sonunda. Pek tatmin olabileceğim bir iş değil ama artık kafama koymuştum ve ilk gelen işe atlayacaktım. Çünkü süreç beni çok yıpratmıştı. Yorulmuştum gerçekten, kendimi özel sektörün vantuzlu kollarına bıraktım artık. Beni sıktıkça sıkacak, bunaltacak, yoracak ancak en azından parasız bırakmayacak. Paranın çok önemli olduğunu biliyorum. Ama işsizlik sürecinde daha da önemli. Ortalama bir Türk erkeği belli bir yaştan sonra babasına gelip bana harçlık verir misin demesi zor bir durum.

    Dün öğle saatlerinde telefonum çaldı “iş arayışınız devam ediyor mu?” diye. Olanca sesime profesyonellik katarak heyecanımı bastırıp “evet tabi” deyiverdim. Telefondaki hanımefendi işi anlatıp bana randevu verdi. Ben Anadolu yakasında yaşıyorum ve iş yeri Avrupa yakasındaydı. Yaratana sığınıp tamam gelirim dedim. Bereket, iş hibrit denilen tarzda yani bir gün ofis dört gün evde. Bu da bir avantaj elbette. Telefonu biraz ter biraz heyecan içinde kapattıktan sonra düşüncelere daldım. Bunu hep yaparım zira. Ne zaman önemli bir şey olsa onunla ilgili iyi kötü tümüyle hayal kurarım. Gene hayal kurmaya başladım sabahın köründe hava ışımadan otobüse biniyorum ofise gidiyorum. Koltuğa oturuyorum biri geliyor münasebetsiz kahve döküyor üstüme. Sonra takım lideri geliyor geç kaldın Emirhan diyor. Primde birinci oluyorum beni tebrik ediyorlar. Daha telefon yeni kapandı bakın.

      Avrupa yakası benim için Fatih ilçesinden başka bir yer değildi. Otuz yaşındayım inanın İstanbul’un Avrupa yakasında Tarihi Yarımada haricinde birkaç defa bulundum o da bir elin beş parmağı kadar varla yok arasındadır. Tek tek sayabilirim gittiklerimi o kadar yani. Metrobüsten inip Beşiktaş’ın kalabalığı üzerime gelince kendimi Anadolu’dan gelmiş köylü gibi hissettim. Sanki hiç büyükşehirde yaşamamış gibi hissediyordum. Bu kadar insan ve araba nereye gidiyordu?

     12.45’te olan randevu saatine 11.00’de gittim. Aman geç kalırım, aman trafik olur, aman yeri bulamam diye. Halbuki hanımefendi konum attı, gideceğim şekil metro ve metrobüs ile olacaktı. Yani trafik mevzusu ile alakası yok. Ama OKB ve Anksiyete devreye giriyor. Daha önce anlatmadım bunu bu ayrı bir mevzu tabi. Dallama olarak dediğim gibi saat 11.00’de binanın kapısına dikildim. Şimdi arasam geldim desem ben sana 12.45 dedim kardeşim ne işin var burada diyebilir. Hiç profesyonel değil tabi. Sanki çok profesyonelmişiz gibi. Geçtim bir kafeye oturdum sigara ve çay içtim, kafamda söyleyeceklerimi planlıyorum falan. Kafede de güneşin alnına oturttular zaten çay içtikçe ter bastı inşallah insan kaynaklarına ter kokmam diye dua ede ede saati 12.45 ettim.

       Girmeden önce kapının önünde son kez durup kapıya baktım. “Emirhan bu kapıya ilk ve son girişin olmasın hadi göreyim seni” dedim ve girdim. Girer girmez arkamdan da bir hanımefendi girdi ve benimle aynı yeri sordu. Oldum olası konuşmak heyecanımı bastırır. Onunla asansörde on-on beş saniyelik bir sohbet ettim ofise girdik. İnsan kaynakları karşıladı beni. Kendisi daha öncekiler gibi değildi gerçekten. Önceki tecrübelerimde genelde bu insanlar biraz enerjik olurlar bu beyefendi oldukça sakin biriydi. Oldukça… İşi de yine aynı sakinlikle anlattı ve ekledi. “burada kuru maaşa tamamım ben derseniz şimdiden söyleyin yapmayalım zamanımızı harcamayalım birbirimizin” dedi. Haklıydı, iş prim usulüydü ve çoğu çağrı merkezinde olduğu gibi kendini geliştirmeyip kuru maaş isteyen biri olunca sıkıntı olurdu. Kendime güvenim geldi “yaparım merak etmeyin” deyip görüşmeyi sonlandırdık.

        Akşama mesaj geldi ve işe kabul edildiğim söyleniyordu. Buruk bir sevinçle karşıladım. Kendime güveniyorum ama bu tele satış işleri oldukça korkutur beni. Ama yine de kendime güveniyorum. Bu sefer farklı olacak kesinlikle bu işi başaracağım. Bu zinciri kıracağım. En azından İş güvenliği okulum bitinceye kadar burada çalışacağım ve kariyerime oradan devam edeceğim. Her gün aynaya bakıp “Emirhan sen iyi bir insansın” diyorum yazmıştım ona bir de “Emirhan sen başarılısın ve başaracaksın” ekleyeceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yazmak Üzerine Bir Mola ve Kiziroğlu Destanı

         Ne zamandır yazmıyorum yaklaşık bir hafta oldu. Bloga yazı yazmak bir heves mi sürekli sorguluyorum aslında ama yazmak gerçekten ho...