✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

Beni Takip Et

X Instagram

8 Ağustos 2025 Cuma

Mehtabın Altında: Gökyüzü, Yıldızlar ve İnsanlık Hikâyeleri

 



            Gökyüzüne kafanızı kaldırdığınızda eğer karanlık bir yerdeyseniz, kaldı ki bu şehir hayatında mümkün değil artık, kocaman mehtabı etrafında milyarlarca yıldızın olduğunu görürüz. Onlara hatta hayran hayran bakarız çok güzel bir görüntüdür zira. Şansınız varsa eğer yıldız kaymasına bile rastlayabilirsiniz. Askerde gece nöbetlere giderken, nöbet yerlerimiz kuş uçmaz kervan geçmez yerlerdeydi. Haliyle bir tane ışık yoktu oralarda. Oraya gidince haftalarca kafam havada gezmiştim. Zira İstanbul’da bir ya da iki yıldızı şansa görebilsem görürdüm. O kadar yıldızı havada görünce çok mutlu olmuştum. Nöbet sırasında yıldızlara türkü söylerdim o dondurucu soğukta.

            Ay milyonlarca hatta milyarlarca yıldır dünyamızı seyrediyor. Kim bilir nelerimize şahit oldu. Göktaşları düşmesi, dinozorlar, balıkların ortaya çıkışı, insanlığın ortaya çıkışına şahit oldu. Sonra yavaş yavaş klanlaşmalarımızı gördü. Ne güzel dedi, insanlar bir arada mutlu yaşıyor. Daha sonra mülkiyet kavramını gördü, birbirimizle didişmelerimizi gördü. Savaşlarımızı gördü, atom bombasının atılmasına şahit oldu. Demiştir yazıklar olsun bu nasıl dünya ben bunun etrafında mı dolaşıyorum diye.

            İnsanların kimisi gökyüzüne bakıp fal açıyor, gelecekten bahsediyor. Kaderimizi yazıyor. Eski çağlarda fırtına mı gelecek, ekin bol mu olacağa bakılıyordu. Tanrıların neler dediğine bakılıyordu. Kimisi direkt tanrı güneş, ay, yıldızlar diyordu. Onlara secde ediyordu. Başka insanlar dolunayı görünce masa kuruyor rakısını koyuyor mehtaba bakıp karşılıklı meşk ediyorlar. Müzeyyen Senar eşlik ediyor masaya gökyüzündeki ayla birlikte. Kimi insan da hilale bakıp Ramazan’ın geldiğinin müjdesini veriyor.

            Gezegenlere bugünkü isimlerini veren Roma tanrılarıdır. Jüpiter en büyük tanrıdır ve en büyük gezegendir. Güneş sisteminde kocaman heybetiyle milyarlarca yıldır dönüp duruyor. Tüm gezegenleri, heybetine binaen bir arada tutan güneşten sonra ikinci etmen olduğunu duymuştum. Onu Satürn takip eder Roma’da zamanı kontrol eden tanrı olduğu bilinmektedir. Kocaman halkalarıyla o da döner durur yıllardır.

            Tüm dünya eski çağlarda dünyanın evrenin merkezinde olduğunu düşünüyordu. Dünyanın dönmediğini düşünüyordu. Galileo hikayesini herkes bilir engizisyon mahkemesinde, garibim, ölüm korkusundan haklı sebep olarak dünyanın dönmediğini söylemek zorunda kalmış. İspatlama işi Kepler’e kalmıştır.

            Bizim topraklarımızda gökyüzü bilimi maalesef bağnazlıkla geri kalmıştır. 1575 yılında Takiyyüddin Efendi tarafından İstanbul Tophane semtine bir rasathane kurulmuştur. Dönemin İslam alimleri tarafından “meleklerin etekleri altına bakılıyor” dedikodusu ile yıkılma kararı alınmıştır. Bizde ki gökyüzü bilimi müneccimlikten ileri gitmemiştir. Osmanlı’nın geri kalmışlığını sadece askeri düzeyde sanan bir devletten de bu beklenirdi. Sultan 3. Mustafa, Prusya Kralı 2. Fredrich’in başarılarını çok iyi müneccimleri olmasına bağlamıştır ve kendisinden üç tane müneccim istemiştir. 2. Fredrich ise kendisine gönderdiği mektupta “benim müneccimlerim, sağlam bir tarih bilgisi, iyi bir ekonomi ve disiplinli bir ordu” demiştir. Ardından 3. Mustafa Mühendishane-i Bahr-i Hümayunu kurmuştur.

            Yine 3. Mustafa’nın müneccimlik sevdaları arasında bir hikaye daha vardır. Zira kendisi müneccimlerle adeta kafayı bozmuş tutku haline getirmiştir. Kendisinden sonra tahta geçecek oğlunun cihan padişahı olması için ana rahmine düşme saatini dakikasını hesaplatmıştır. Oğlu Selim doğarken kapıda bekleyen hekimbaşı çocuğun vaktinde doğmadığını görmüştür. Muhtemelen müneccim yanlış hesaplamıştı. Hekimbaşı saatin yelkovanını hafifçe ileri ittirerek padişahı böylelikle kandırmıştı. Tabi şehzade ileride padişah 3. Selim olacak ve bu olay üzerine etrafında babasının bu olayı kendisine sürekli hatırlatılarak dalkavukluk edilmiş cihan padişahı olduğu söylenmiştir.

            İnsan yine de mehtaba karşı rakısını açıp demlenmek ister. Sevdiğiyle el ele hayallere dalmak ister. Sahilde otururken sevdiği insan başını omzuna yaslar, dudağına küçük bir buse kondurur. Tatlı tatlı konuşur insan. Dolunaya bakıp gökyüzünde adeta kaybolur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Notalara Saklanmış Hikâyeler

 İyi şarkı dinlemeye bayılırım. Şarkı dinlemek benim için yemek yemek, su içmek gibidir. Şarkı dinlerken sözleri anlamaya çalışır, notaları ...