Bu yazıyı Erkin
Koray’ın Bir Eylül Akşamı şarkısı eşliğinde yazıyorum. Bu şarkıyı çok severim tınıları
o kadar kulak doygunluğuna iletir ki insanı gözlerinizi kapatıp bir eylül
akşamında hissettiriyor. İki yanı ağaçlı ıssız bir yolda yürürken yaprakların
yer yer sararmış yer yer dökülmüş hüzünlü bir mutluluğa sokuyor insanı. Aslında
oldum olası sonbaharı ve kışı sevmem. Türkiye’de ikiye bölündüğümüz gibi sosyal
medyada da insanlar ikiye bölünüp kışçılar ve yazcılar oluşmuş durumda. Benim
en sevdiğim mevsim ilkbahardır aylardan da mayıstır. Zira önün yaz hava çok
sıcak değil soğuk da değil. Sonbahar ve kış gelince beni cidden bir hüzün
basıyor.
Çoğu kişi bilir
bunu ama ben de anmak Erkin Baba’yı taltif etmek isterim. Rolling Stones grubu
Erkin Baba’nın Bir Eylül Akşamı şarkısından etkilenip Paint It, Black
şarkısının bestesini yaptıkları rivayet edilir.
Bununla ilgili bir
çok hikaye vardır. Yani yabancıların bizim şarkılarımızdan etkilenip kendi
bestelerini yaptıkları şarkılar. Bir örnek de Zeki Müren’in Yaralı Gönül şarkısı
Pulp Fiction filminin tema şarkısı olan Misirlou eseri de benzer tınılardır. İkisi
de harika şarkılardır. Yolunu kaybettirir insana dinlerken. Bir örnek de Aşık
Veysel’in Kara Toprak türküsünden etkilenilmiş Sleep Drifter şarkısıdır. King
Gizzard & The Lizard Wizard grubu Türk hayranıdır. Türkiye’ye geldiklerinde
klasik microtonal gitarın mucidi Tolgahan Çoğulu ile tanışıp Kara Toprak
türküsünden etkilenip böyle bir eser ortaya çıkarmışlardır. Eseri de microtonal
gitarla yapmışlardır.
Müzikten ziyade
insanın şarkı sözlerinin şiirlerin hissettirdiklerine değinmek istiyorum. Kimi
şiirler, insana hüzün hissettirirken kimi de mutluluk verebiliyor. Bu gayet doğal.
Bir blog
yazarından bahsedeceğim mahlası chicadelaluna böyle tanınmak isteyen birisi. Medium
sitesinde yazıyor. Ayrıca kendisi sayesinde ben de oraya birkaç yazımı atmış
bulunuyorum naçizane biraz kendisinin şiirlerinden bahsetmek istiyorum. A DADA!
İsimli şiiri aynı sizi Büyükada’da dolaşıyormuşsunuz da arkanızda bir koro
bağırıyormuş hissi verir. Zira kendisinin de bunu istediğine eminim çok absürt bir
şairdir kendisi. Sonbaharda da değil baya yaz havasındadır şiiri. Ancak bazı
şiirleri gayet kış gibidir. İnsanı ürpertir içine işler. Kötü Kız ve Ru
bunlardan biridir. Silahlar ve bombalar büyümeden ölen Peanut…
Bu yazımı bu blog sayesinde tanıştığım değerli yazar arkadaşıma
ithaf etmek istiyorum. Beni mazur görmesini umuyorum. Zira bir şiir özürlüsü
olan ben kendisini paylaşmaya soyundum. Ancak yazıları beni çok cezbetti
imgeleri çok hoşuma gitti, kendisini onurlandırmak istedim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder