✍️ Kaldığım Yerden Yazılar

Bu blog suskunluğu yırtmaya çalışan birinin özgür olduğu bir yerdir.
lütfen evinde hisset, hoş geldin.

23 Ağustos 2025 Cumartesi

Şarkılar, Şiirler ve chicadelaluna’ya Bir Selam

 


            Bu yazıyı Erkin Koray’ın Bir Eylül Akşamı şarkısı eşliğinde yazıyorum. Bu şarkıyı çok severim tınıları o kadar kulak doygunluğuna iletir ki insanı gözlerinizi kapatıp bir eylül akşamında hissettiriyor. İki yanı ağaçlı ıssız bir yolda yürürken yaprakların yer yer sararmış yer yer dökülmüş hüzünlü bir mutluluğa sokuyor insanı. Aslında oldum olası sonbaharı ve kışı sevmem. Türkiye’de ikiye bölündüğümüz gibi sosyal medyada da insanlar ikiye bölünüp kışçılar ve yazcılar oluşmuş durumda. Benim en sevdiğim mevsim ilkbahardır aylardan da mayıstır. Zira önün yaz hava çok sıcak değil soğuk da değil. Sonbahar ve kış gelince beni cidden bir hüzün basıyor.

            Çoğu kişi bilir bunu ama ben de anmak Erkin Baba’yı taltif etmek isterim. Rolling Stones grubu Erkin Baba’nın Bir Eylül Akşamı şarkısından etkilenip Paint It, Black şarkısının bestesini yaptıkları rivayet edilir.

            Bununla ilgili bir çok hikaye vardır. Yani yabancıların bizim şarkılarımızdan etkilenip kendi bestelerini yaptıkları şarkılar. Bir örnek de Zeki Müren’in Yaralı Gönül şarkısı Pulp Fiction filminin tema şarkısı olan Misirlou eseri de benzer tınılardır. İkisi de harika şarkılardır. Yolunu kaybettirir insana dinlerken. Bir örnek de Aşık Veysel’in Kara Toprak türküsünden etkilenilmiş Sleep Drifter şarkısıdır. King Gizzard & The Lizard Wizard grubu Türk hayranıdır. Türkiye’ye geldiklerinde klasik microtonal gitarın mucidi Tolgahan Çoğulu ile tanışıp Kara Toprak türküsünden etkilenip böyle bir eser ortaya çıkarmışlardır. Eseri de microtonal gitarla yapmışlardır.

            Müzikten ziyade insanın şarkı sözlerinin şiirlerin hissettirdiklerine değinmek istiyorum. Kimi şiirler, insana hüzün hissettirirken kimi de mutluluk verebiliyor. Bu gayet doğal.

            Bir blog yazarından bahsedeceğim mahlası chicadelaluna böyle tanınmak isteyen birisi. Medium sitesinde yazıyor. Ayrıca kendisi sayesinde ben de oraya birkaç yazımı atmış bulunuyorum naçizane biraz kendisinin şiirlerinden bahsetmek istiyorum. A DADA! İsimli şiiri aynı sizi Büyükada’da dolaşıyormuşsunuz da arkanızda bir koro bağırıyormuş hissi verir. Zira kendisinin de bunu istediğine eminim çok absürt bir şairdir kendisi. Sonbaharda da değil baya yaz havasındadır şiiri. Ancak bazı şiirleri gayet kış gibidir. İnsanı ürpertir içine işler. Kötü Kız ve Ru bunlardan biridir. Silahlar ve bombalar büyümeden ölen Peanut…

Bu yazımı bu blog sayesinde tanıştığım değerli yazar arkadaşıma ithaf etmek istiyorum. Beni mazur görmesini umuyorum. Zira bir şiir özürlüsü olan ben kendisini paylaşmaya soyundum. Ancak yazıları beni çok cezbetti imgeleri çok hoşuma gitti, kendisini onurlandırmak istedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yazmak Üzerine Bir Mola ve Kiziroğlu Destanı

         Ne zamandır yazmıyorum yaklaşık bir hafta oldu. Bloga yazı yazmak bir heves mi sürekli sorguluyorum aslında ama yazmak gerçekten ho...