Birkaç haftadır
hayat hastalık, ölüm işlerin ters gitmesi vs. ile bu hayatın geçici olması, fazla
kanmamam gerektiğini gösteriyor bana. Bir önceki yazımda bir kalp krizinden
bahsederken geçen pazar da amcamı kaybettim. Uzun müddettir hasta ve yatıyordu.
Hiç sevmem aslında bu lafı ama kurtuldu diyebiliriz. Hayat ne kadar zor olursa
olsun kurtulunabilecek bir yer değil bence. Zira yaşamayı seviyorum. Nefes
almak çok güzel bir şey. Elbette yatalak yaşamak, başkasının eline bakmak
kesinlikle zor.
Amcamı defnetmeye
giderken yanımdakilere “ohoo öyle zaman gelecek ki bakın amcam vefat edeli
bilmem kaç yıl geçmiş diyeceğiz” dedim. Hakikaten göz açıp kapatıncaya kadar yedi
gün olmuş bile. Ölüm çok garip bir kavram. Hayat ile bağın tamamen kopuyor
artık tek yaşadığın yer hatıralar oluyor. Birkaç nesil sonra o da yok oluyor.
Seni hatırlayan son kişi de bu dünyadan göçünce sen de artık yok oluyorsun.
Hayata dair ne
kadar varsan o kadar hatırlanıyorsun. Bu dünyada neler yaptığın, kimle
görüştüğün, kime yardım ettiğinle varsın. Benim amcam garip geldi, garip gitti.
Kimseye bir zararı yoktu. Kimseyle de işi yoktu. Hayata dair tek amacı emekli
olmaktı, emekli olduktan sonra da vakit namazlarında camiye yetişmekti. Bu iki
amacını da yapmıştı. Kavga etmişse eğer akşamına bir şey olmamış gibi kavga
ettiği kişinin yanına gider sohbet ederdi.
Kimseden sigara
istemişliği yoktur. Kendi sigarasını alır, yoksa içmez, bazen eş dost ona
sigara aldığında bu pahalı bana bunun ucuzundan alın derdi. Çok sigara içerdi
ama, benim saydığım günde iki pakete yakın içiyordu. Dışarda ne zaman görsem
ağzında muhakkak sigarası olurdu.
Kendine hiç
bakmazdı. Sabahın erken saatinde işe giderken görürdüm yine ağzında sigara usul
usul camiye gider tuvaletleri açardı. Kahvaltıdan sadece anladığı çeçil peynir
denilen tuzlu peynir ve yarım ekmekti. Soğuğu hiç sevmez kat kat giyinirdi.
Benim şahit olduğum üzerinde atlet, gömlek üstüne bir gömlek daha, yelek, bir
kat hırka, üstüne ceket, üstüne de mont giyerdi. Dışardan gören o kadar kat
elbiseye heybetli görebilirdi. Ancak onu kıyafetsiz gördüğümde ne kadar
çelimsiz iskelet olduğunu fark etmiştim.
Ağzı bozuktu
amcamın… Ama sadece çok sinirlendiğinde söver, kendi şivesiyle basardı küfrü. Allah
rahmet eylesin amcama. Babama kızdığı için “bana amca deme lan” dese de o benim
garip amcamdı. Kimseye bir zararı yoktu. Bassa da küfrü onun huyuydu bu.
Yattığın yer incitmesin
amca seni, huzurla yat…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder