Çiftetelli
dinlemeyi çok severim. Her yöreye ait çiftetellileri özellikle açar dinlerim.
Şimdilerde onlara “oyun havası” diyorlar ama olsun; oyun havası deyince biraz
daha geniş bir kapsama giriyor. Mesela kaynanasını çatlatmaya çalışan Roman
havaları da bu kategoriye girdi. Ciddiyim, onlara asla tahammül edemiyorum.
Günümüzde
herkes bir “düşman çatlatma” peşinde. Sosyal medya kullanımıyla alakalı olacak
ki, tüm dünya bu kişiye düşmanmış gibi… Tüm dünya kötü, bu arkadaşımız ise
sütten çıkmış ak kaşık. Düğünlerde, kınalarda giderli sözlere sahip şarkılarla
nispet yapılıyor. İnsanlar kendilerini çok önemli sanıyor. Alt tarafı basit bir
düğün… Seni kim çekemeyecek?
Kapitalist
bireyselcilik ve psikolojide bireyin önemi derken herkes beynine şu cümleyi
yazdı: “Ben önemliyim.” Tamam kardeşim, sen önemlisin; doğru. Ama aşırı
bir önemin yok. Dandik bir hayatın var. Yediğin ekmeğin içinde gerçek buğdaya
dair hiçbir şey yok. Yediğin domates domates değil. Sen misin önemli? Sosyal
medyada içtiğin kahveyi paylaşıyorsun; o kahveyi görmemizin bize ne faydası
var? Elimize geçen hiçbir şey yok.
Evde
oturuyorsun, Twitter’a “evdeyim” yazıyorsun. Bir de sürekli şaka yapılıyor. Her
boka şaka yapan bir millet olduk. Herkes Cem Yılmaz anasını satayım. Siyasi
şakalar desen gırla… Onlara yapılan en yaygın yorum: “İzahı olmayan şeylerin
mizahı olur.” Ama beni en çok sinirlendiren “Silivri soğuktur.” İnsanlar şaka
yaparak birçok şeyi normalleştirdiler.
Oysa siyasi
şaka eskiden mizah dergilerinin yaptığı ciddi bir işti. En eskileri Akbaba
dergisidir; Türkiye karikatür tarihine büyük katkıları vardır. Sonraları
Gırgır, Fırt, Leman, Penguen, Uykusuz gibi dergiler devam etti. Bu dergiler
siyasi mizahı ciddiyetle yapardı. İktidarı itin götüne sokup çıkarırlardı ve
ciddiye alınırdı.
Sonra öyle bir
dönem yaşandı ki Türkiye’de siyasi mizah tamamen boyut değiştirdi: Gezi
Parkı Direnişi. Duvarlara yazılan sloganlar her gün sosyal medyaya
düşüyordu. Siyasi mizah o dönemde şekil değiştirmeye başladı. Sonraları malum,
mizah Twitter’a düşünce iyice ele ayağa düştü. Dediğim gibi, her şeyin şakası
yapılmaya başlandı ve böylelikle iktidarın yaptığı birçok şey normalleştirildi.
Bir olay oluyor, onun şakası yapılıyor, tükeniyor, geçiyor.
Sosyal medya
ile birçok alışkanlığımız değişti; yenileri eklendi, kimisi tamamen
hayatımızdan çıktı. Elbette bunlar sadece iki örnek. Sayısız örnek var. Hani
“dünyada bazı olaylar çağ açıp çağ kapatır” diyoruz ya… Aslında 20. ve 21.
yüzyılda öyle olaylar yaşandı ki hiç fark etmeden yeni çağlara geçtik bile.
Bence bunlardan biri büyük ihtimalle sosyal medyanın icadı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder