Ne zaman bir iş
hanı önünden geçsem içerisini hep merak etmişimdir. İçeride ne dükkanlar var,
ne durumda, işlek mi hala diye. Ben çocukken insanlar büyük mağazaları hep hanlarda
bulurdu. Türlü işlerini orada hallederlerdi. AVM’ler arttığından beri hanlar
boynu bükük, atıl durumda kaldılar.
Birkaç defa iş
hanı ortamında çalıştım. Çoğunda da çalıştığım han oldukça atıl durumda, artık
işlevini yitirmiş gün sayıyordu. Duvarları çatlak çatlak, tuvaletleri bozuk,
yer yer küf ve idrar kokan bir durumda idi. Eğer birkaç katlı kapısı olmayan
bir yerde ise han muhakkak içerisi evsizlerin uğrak yeri olur.
Bodrumda ki
dükkanların hali içler acısı olurdu. Genelde tütüncü, bilgisayar tamircisi,
kitapçı bulunduran bu katta dükkanlar birbirini tanır sabah açar komşularla
akşama kadar muhabbet ederler. Muhabbetin konusu da her zaman aynıdır “işlerin
eski tadı kalmadı.” Ekseri bu dükkanlara yönlendirmek için giriş kata ışıklı LED
tabelalar asılır ancak onlar da pek bir işe yaramaz.
Giriş katı çok
alengirli de olsa onlar da atıl kalmışlıktan nasibini almıştır. Eskiden buraları
terziler ve giyim mağazaları almış olsa da artık telefoncular görmekteyiz. Süslü
vitrinleri ışıklı tabelaları ile “gel buraya derler.” Eğer dükkan girişi han
girişinden değilse nispeten daha iyi iş yapar bu dükkanlar.
Orta katlarda çay
ocağı esnafı elinde tepsi bir aşağı bir yukarı koşturur. Esnaf içtiği çayın
hesabını yapmaktadır artık. Elemanlarına birkaç çay daha az için demek raddesine
gelmişlerdir.
İşlek hanlar yok
değil midir? Elbette vardır. Bunlar sayılıdır ancak. Adı çok duyulmuş, o malı
sadece orda bulursun denilen hanlardır bunlar. Kadıköy’de Yazıcıoğlu iş hanı
mesela. Gerçi orası da eski tadında değil artık. Yine bahsettiğim iş hanları
kategorisine girdi girecek haldedir. Esnafın müşteri tokatlamasından artık
oraya da kimse gitmemeye başladı. Avrupa Yakasında Şark han da işlek hanlardan
biridir yine.
Hanlar hayatımıza
11. yy da Selçuklularla giriyor aslında. Anadolu’nun bir çok yerine hanlar
kuruluyor ticareti zenginleştirmek için. Osmanlılar da mirası devralıyor. O dönemde
hanların görevi tüccarların konaklama yerleri oluyor. Sonraları İstanbul’a
kapan hanları kuruluyor. Örnek veriyorum Anadolu’dan gelen un İstanbul’da un
kapan hanına geliyor burada unun değeri biçiliyor mühürlenip piyasaya sürülüyor.
Bugünkü Unkapanı’da buradan geliyor.
Hanlar samimi içten
çok güzel yerlerdi, esnaflık vardı romantizmine girmeyeceğim elbette. Beni biraz
tanıyan okuyucularım varsa eğer bunu yapmayacağımı bilirler. Günümüzde esnaf
handan içeri girer girmez ellerini ovuşturup “gel güzel abim bunlar yeni geldi”
derse kaçın oradan. Yine de o eskiden çalıştığım hanların daha işlek olmasını
çok isterdim. Hatta patronumla nasıl daha iyi satış yaparız diye birbirmizle
fikir alışverişinde bulunurduk.
Nostalji iyi bir
şeydir. Ancak dozunda ve yerinde. Ayrıca işlevliyse güzeldir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder