Hayatta dümdüz yaşamayı çok istiyorum. Yani şöyle: işe gideyim, geleyim, yatayım, kalkayım, tekrar işe gideyim… Böyle sürüp gitse, hiçbir olay olmasa ne kadar güzel ve kolay olurdu. Çünkü hiç hesapta olmayan bir şey yaşanınca hayatın da düzenin de altüst oluyor. Ben de o hiç hesapta olmayan şeyleri düzgün yönetemiyorum.
Bir arkadaşlık kuruyorsun. Her şey mükemmel, can ciğersiniz. Sonra hiç ummadığın bir hata yüzünden her şey mahvoluyor. Bunun üstesinden gelemiyorum. Çalışıyorsun, yine hiç ummadığın bir sebepten kovuluyorsun. Geriye dönüp o ana gidip “Keşke şöyle deseydim de bunlar olmasaydı.” diyorsun ama ne çare… Kaderin kalemi ömür kağıdında gezmiş, imza atılmış, kalem kırılmış.
Hayatta herkes hata yapar. Ancak ben sürekli hata yapıyorum. Arkadaşlarıma, dostlarıma, sevgilime, ana-babama… Çoğu artık geri dönülmeyen hatalar. Ama bilerek yapmıyorum. Gel de anlat. Anlatabilir misin? Anlatamazsın. Mümkün değil bu. Karşımdaki haklı mı? Evet, haklı.
Bu tip bir yaşantı nasıl bende oturdu onu da bilmiyorum aslında. Belki de ailemde hatalarımın hep örtbas edilmesindendir.
Şu sahneyi hep ama hep yaşadım: Birisiyle dost, arkadaş, sevgili artık her neyse oluyorum. Her şey çok iyi gidiyor. Sonra bir şey oluyor; alınacağı, kızacağı bir şey yapıyorum. Bir anda karşımda dikiliyor o insan. Alın damarı şişmiş, gözleri büyümüş şekilde bana bir şeyler anlatırken buluyorum kendimi. Üstelik konuda gerçekten ben hatalıyım. Ondan sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Kopuyor gidiyoruz.
Anlatan, anlatacağını anlatıyor. Sahne kapanıyor. Ben yıkılmış şekilde sigarama uzanıyorum. Yakıp anlattığı şeyleri kafamda çevirmeye başlıyorum. Sonra geçmişte yaşanan aynı şeyler geliyor aklıma. “Yine eline yüzüne bulaştırdın.” diyorum kendime.
Bir şeylerde başarısız oluşum tokat gibi çarpıyor suratıma o sırada. İnsan ilişkileri… Evet, insan ilişkileri. İstisnasız hep aynı sıralama oluyor.
Burada arabesk yapmıyorum aslında. Sigarayı anlatışım, yaşadıklarımdan kaynaklı sadece. Her insan beni hayatından çıkardığında yaşadığım şey buydu.
Demem o ki insanlara karşı bir şeyi eksik ya da yanlış yapıyorum. Henüz sağlıklı bir ilişki kurabildiğimi düşünmüyorum. İlişki derken her türlü ilişkiden bahsediyorum.
İlişkiyi benim sonlandırdığım insan sayısı çok sınırlıdır. Ben kendimi bağlıyorum sadece. Ağzımı açıp; arkadaşım, dostum, sevgilim dediğim insanın ağzının içine bakıyorum. Söylediği her şeyi emir telakki ediyorum. Ben kimseyi hayatımdan çıkaramıyorum. Genelde onlar çıkarıyor beni. Yukarıda anlattığım sahne hiç benim tarafımdan olmadı mesela.
İnsanlara çok güveniyorum. “Bana kazık atıyorlar.” anlamında demiyorum bunu elbette. Güveniyorum derken, “Falanca olaya alınmazlar.” ya da “Bunu yanlış anlamazlar.” diye düşünüyorum. Genelde de yanılıyorum.
Belki de yanlışım burada başlıyor.
Demem o ki: Ben nerede yanlış yapıyorum?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder