Kuzenim bir AVM’de
satışçı olarak çalışıyor. Onu bazen işe bırakmak için oraya giderim. Biraz
AVM’de vakit geçiririm, benim için iyi oluyor. Kuzenimin çalıştığı katta
çocukları eğlendirmek için müzik çalan, tren gibi giden bir araç var. Her
gittiğimde dikkatimi çeker. Fahiş fiyatlı, 10 dakika AVM’nin o katında
gezdiren, saçma çocuk şarkıları çalan arı şeklinde bir araç aslında. Aslında
dikkatimi çeken araç değil onu kullanan abimiz.
Bu abimizi ne
zaman görsem gülümser. Beni tanımıyor, ben onu tanımıyorum. Bir kelam
konuşmuşluğumuz yok -sadece kolay gelsin harici- ancak asla gülümsemesinin
eksik olduğunu görmedim. Yeğenim yanımdayken araca binmemiş olsa dahi
yanımızdan araç geçerken “merhaba paşam” der sürekli gülümseyerek. Bunu her
çocuğa da yapıyor. Yani anlaşılan çocukları gerçekten çok seviyor.
Orta yaşı biraz
geçkin bu abimizi tanımak sohbet etmek isterim aslında. Ona “abi çocukları bu
kadar nasıl seviyorsun?” ya da “bu kadar gülümsemek yormuyor mu seni?” diye
sormak isterim. Öyle ya insanın derdi olur, sıkıntısı olur. Ya da gülümsemek
istemez en basitinden. Bir çocuk ağladığında yanına geliyor, “güzellik sen niye
ağlıyorsun?” diye sorar. Derler işte araca binmek istiyor. “bak şimdi
annen-baban arıya binmeni istemiyor onları dinlemelisin” der gülümser.
Çocuk sevgisi
garip bir şey gerçekten. Yakın bir döneme kadar ağlayan çocuklardan nefret
ederdim. Sesleri beynimi dağlardı. Yeğenim oldu olalı daha bir tahammül eder
oldum. Yine sevmiyorum o ayrı. O çocukla ilgilenmek, eğitimine ayrılan süre çok
fazla zahmetli bir iş. Çocuk büyütmek asla kolay değil.
Çocuk eğitimi de
elbette çok zor. Bazı aileler çocuklarına patronun kim olduğunu gösterirlerken
bazı aileler daha yumuşak davranıyor. Kimisi şımarmasına göz yumarken kimisi
çocuğu robota çevirmiş. Benim bunların hangisi doğrudur diyebileceğim bir nokta
yok. Asla bilmiyorum. Çocuğumun olmaması bu konuda elimi kolumu bağlıyor. Bir
çocuk istiyor muyum onu da bilmiyorum. Çok büyük bir sorumluluk olduğuna
hemfikiriz ancak. Çocuk ilerleyen yaşlarında “senin gibi babanın ta… bilmem ne”
derse ne derim? Düşünebilir yani.
Babalarıyla sorun
yaşayan çok arkadaşım oldu. Ben de onlardan olmak istemiyorum elbette. Mükemmel
bir evlat yetiştirmek mümkün değil tabi. ancak hani derler ya vatana millete
hayırlı bir evlat olsun diye. Ben de onu istiyorum. Yukarıda anlattığımız
abimiz de en azından on dakika da olsa çocukların hayatına dokunan bir insan.
Keşke hepimiz çocuklara bu kadar dokunabilsek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder