Çocukluğumdan beri ortamda biri gerginse ben de gerilirim. Ne yapacağımı bilemem. Odağı başka bir yere çekmeye çalışırım ama nafile; onu da beceremem. Oldum olası insan ilişkilerinde başarılı değilimdir. Genelde duygularımı saklarım. Sonra da kendi kendimi yerim.
Trafikte ilerlerken biri hatalı bir hareket yapar, yanıma gelir, camı açar ve suçu bana atar. Ben özür dilerim; yeter ki gerginlik olmasın. Çoğunlukla tartıştığımı ve hakkımı aradığımı hatırlamam. Hiçbir tartışmadan haklı çıktığımı da hatırlamıyorum.
Tartışmalardan hep korkmuşumdur. Ortam gerilmesin diye kırk takla atarım. Dediğim gibi, odağı değiştirmeye çalışırım. Bağıran insanlardan oldukça korkuyorum. İlginçtir, ben de bazen bağırarak konuşuyorum. Keşke özgüvenim biraz daha olsaydı. Keşke insanlara bir şey söylerken kırk kere düşünmeye ihtiyaç duymasaydım ya da söylediysem onu rahatlıkla savunabilseydim.
Söylediğim şey karşımdakini rahatsız ettiyse bazen çark edebiliyorum. İlginç bir özellik gerçekten. Yeter ki kimse kırılmasın. İnsanları kırmaktan, isteklerini geri çevirmekten de korkuyorum. Sanki tüm dünyanın bana ihtiyacı varmış gibi hissediyorum bazen. Elbette böyle bir şey yok. Bunların hepsi beynimin bana oynadığı oyunlardan ibaret.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder